Bor madenleri millileştirilmelidir...
BOR GAZETESİ

 

 

 

 

 

 

 

Bor madenleri millileştirilmelidir... 

 

Sitede arayınız

 

 

 

 

 

 

 

Bor Kapanı kitabı Türkiye'nin bor sorununu ele alıyor:

- Türkiye bor madenlerini neden değerlendiremiyor?

- Ülkemizin bor madenlerini uluslararası kartel ve aracılar nasıl esirleştirdi, bor madenlerimiz nasıl kapana kondu?

- Bu esirleştirme sürecinde yaşanan olaylar, yaşayan insanlar, tarihler ve rakamlar...

- Bor madenlerimizi bu kapandan kurtarmanın yolları... 

 

 "Toplumun etik ve hukuksal kurallarını ihlal eden yolsuzluk yanında, dar bir çevreye büyük çıkarlar sağlanmasına olanak veren, kamu kaynaklarını belirli çevrelerin çıkarlarına dönüştüren, kıt kaynakların kamu yararına eşitlik ve adalet ilkelerine uygun, akılcı kullanımına engel olan tüm siyasal ve yönetsel yozlaşmaları da yolsuzluk kapsamında ele alıp değerlendirmek zorunlu duruma gelmiştir."

 

10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER'in TBMM açış konuşması 

Eylül 2000

 


 

Sitemizi ziyaret edenlerin görüşleri : 

Görüşlerinizin yayınlanabilmesi için, "e-mail" lerinizde adınızı ve telefon numaranızı belirtiniz.

 

Teşekkürler.

 

Gönder: Sedat Biricik (Memur)

10 Temmuz 2006
 
Merhabalar,

Ülkemizdeki bütün yer altı ve yer üstü kaynaklar,ülkenin milli menfaati doğrultusun da yeri ve zamanı geldikçe kullanılmalıdır.

Bağımsız,güçlü bir ülke konumuna gelmek buna bağlıdır.Günün siyasi iktidarlarının tekeline bu iş bırakılmamalıdır( söz konusu siyasi iktidar, bu konuda yetersiz, bilgisiz olabilir). Güçlü bir milli mekanizma tarafından bağımsız,ancak denetime açık bir şekilde çalışmalı/çalıştırılmalıdır.

Bu yönde çaba sarf eden siz değerli site yetkililerine en içten saygı ve sevgilerimi sunar,çalışmalarınız da en üstün başarılara ulaşmanızı dilerim...

BOR'la köşe dönülmez...

Gönderen: Selim Güncer (ABD)

6 Temmuz  2006

Sayın ilgili,

Bor tabanlı yakıt hücreleri ile çalışan araba konusunda bazı gerçekleri gözden geçirmek gerekiyor.

Benzinle çalışan bir arabaya konulan 50 litre benzin yaklaşık 1800 megajoule'lük bir enerjiye sahiptir. %20 civarında mekanik enerji verimi alınır. 50 kilo Sodyum bor hidrürde ise 5 kilo kadar hidrojen taşınabilir. Yaklaşık 1000 megajoule'lük bir enerji depolarız. Bunun yakma verimi daha fazla olabilir. Aşağı yukarı performans eşit olur diyebiliriz.

Sonuçta elli litre depolu bir araba ile 50 kilo bor yakıt hücreli arabanın menzili benzer olur. 50 kilo borun fiyatı tonu 200 dolar hesabıyla 10 dolar eder. Tüm bu tantana yapıyoruz, zengin olacağız trilyonlarca dolarımız olacak diyoruz ama 1 milyar otomobili değiştirmenin hammadde bedeli 10 milyar dolardır. Belki de yirmi yıllık bir süreç sonunda gerçekleşecektir.

Dünyada yıllık otomobil üretimi 40 milyon civarındadır, tüm yeni üretim arabalar borla çalışsa 2 milyon ton gerecektir - kabaca yılda 400 milyon dolarlık bor hammaddesi gereksinimi olacaktır. Kaldı ki henüz bor yakıt pilini ucuza hidrojenle dolduracak bir teknoloji de bulunamamıştır. Önemli olan bunu bulmaktır, yakıt hücrelerini geliştirmektir, bunları binlerce dolara satmaktır. Yoksa inşaat kumu fiyatında bir madene sahibiz diye övünmenin hiçbir anlamı yoktur.

"Yazık" diyeceğim ama, kendine acımayana acınmazmış. Biz Türk milleti hiç kendimize acımıyoruz.
 

Gönderen: Murat İnci

 

22 Haziran 2006

 

"Yazık" diyeceğim ama, kendine acımayana acınmazmış. Biz Türk milleti hiç kendimize acımıyoruz. Bakamadığımız tapınağı Almanya 'ya götürdüler, işleyemediğimiz BOR'u elimizden alıyorlar... İnşallah yakında yönetemediğimiz, idare edemediğimiz memleketi de elimizden almazlar. Ama böyle olacak gibi görünüyor. Beceremedik yıllar geçti. Hani, yanınızda biri sizin iyi bildiğiniz bir işi yapmaya çalışırda beceremez, sizde "Bırak bırak! berbat ettin, sen elleme ben yaparım" diyip elinden alırsınız. Böyle gidiyor bu memleket. İşte aslında bu "Bizi yabancılar bu hale düşürdü, hep gavur milleti yapıyor bunları!" diyenlere nefis bir kanıt. Türkün, Türk'ten başka düşmanı yoktur... Ne oluyorsa biz kendimize ediyoruz, işte ayaklı kanıtı.

Saygılar...


Gönderen: M. Taşkıran

 

13 Nisan 2006

 

Bor Kütahya-Emet, Eskişehir-Kırka, Balıkesir-Bigadiç'in insanları için birer umut kapısı belki bir geçim kaynağı olmuştur.Ama bugün bu ilçe fertleri çeşitli tümör(kanser) kaynaklı hastalıklarla iç içe yaşamakta ve buralarda ateş düştüğü yakar dramları gönülleri burkmaktadır.bunları geçelim. Önce şunu sorgulayalım. Biz bilgi üretimi ve tüketiminde dünyanın neresindeyiz? Başkalarının ürettiği bilgi ile nereye kadar yol alabiliriz. Bilgi üretenlere tavrımız nedir? Marifet iltifata tabidir iltifat edilmezse o beldeyi terk eder der atalarımız. Biz kendi yetiştirdiğimiz mühendisimize güveniyor muyuz.ki yeraltı kaynaklarımızdan bir şeyler bekliyoruz.

 

Bu ülkede anayasalar değişiyor ama Amerikalıların yaptığı maden kanunu-Almanların yaptığı karayolu planları değişmiyor. neden? Bilgi üretenleri daima küçümser herkesin her şeyi bilmesini isteriz herkesin her şeyi bilemeyeceğini herkesin aynı alanda başarılı olamayacağını bile bile. Amerikalılar hibrit otomobillerin denemelerinde başarılı oluncaya kadar bizim bor enstitümüz bile yoktu. Hangi kimyevi bilgi ile o işi yapabileceğiz.

 

Emet'te yapılan fabrikada asit tankları yoğunluğa dayanamayıp patlıyor.evet bilgi üretenler tüketenlere bazı yüzeysel bilgiler veriyor ama (know-how) gizli bilgileri vermiyor niye versin ki ? Yüzbin motor yüzbin tank motoru projesiyle alman Mercedes lisansı ile yola çıkan Tümosan motorlarının ilk üretimi ne oldu.ilk üretilen motorlar blok çatlattı neden çünkü almanlar maden bilgilerini vermemişlerdi biz motor bloklarını ham demir veya ona yakın materyalden yapmıştık.Yine Kütahya gümüş fabrikasında niçin zarar edildi biliyor musunuz?Fabrikayı planlayan Alman mühendisler Kütahya'yı Güney Afrika'da bir yerde zannettikleri için tamburları büyük tutmuşlar toprak kuruması ve ayrışma gecikmişti çökelme uzun zaman almıştı ondan.ancak devletimiz uğraş olsun insanımıza iş çocuğumuza aş olsun diye bu zararı yıllarca sineye çekti.ta ki Türk mühendisleri dinleyecek bir kulak buluncaya dek.

 

Evet sağcımızda solcumuzda bu milleti bu aziz vatanı seviyor bir şeyler yapma gayreti ile yanıp tutuşuyoruz ama cehalet yakamızı sarmış bizi bırakmıyor. Eğer madenleri millileştirmek milliyetçilikse Deniz Baykal, Devlet Bahçeli, Muhsin Yazıcıoğlu'ndan daha milliyetçidir. Zira ülke 70 cente muhtaç iken bor madenini devletleştiren o idi.Takriben 30-35 yıldır borda devlet tekeli söz konusu hala piyasayı biz belirlemiyoruz Neden? Bu alanda yönetenler cahil onu anladık çünkü onlar seçimle geliyorlar. Bu alanda bilgileri yoktur. Pekala danışmanlarına ne oluyor? Onların işi araştırmacılık ve bu ülke insanının iyilerini çalışanlarını bilenlerini yönetenlerle buluşturmak değil mi? Neden olsun ki onlar seçmenlere Ankara mihmandarlığı yapıyorlar.Yahu kardeşim onlar için rehber tutun yeter hem öyle kocaman paralar vermenizde gerekmez. Bu ülkede ne yazıkki sağırlar diyaloğu var yıllardır.


Gönderen : İlyas Şen

 

15 Mart 2006

 

Şu an Bor Kapanı adlı kitabınızı okuyorum da yüreğim cızz ediyor...

 

O bor neleri yok etmedi ki? Bandırma'daki asit fabrikası çevrede kara ağaç bırakmadı. Bir çok canlıyı yok etti. Şimdi de milli çıkarlarımızı yok ediyor:

 

Bor, Türk sanayicisine yıllarca neden daha pahalıya satıldı, ya da artık hiç satılmıyor? İran veya Suudi Arabistan'daki insanlar ham petrolü daha fazla fiyatla mı alıyorlar? Veya Almanya üretmiş olduğu araçları kendi halkına daha yüksek fiyatla mı satıyor? Veya MAN üretmiş olduğu malları kendi halkına daha yüksek fiyatla mı satıyor?

 

Benim halkım neyi neden üretme ihtiyacı hissetsin ki?


Gönderen : Barış Erdoğan

 

12 Şubat 2006

 

Selamlar ben bor madeniyle ilgili ülkemizin (olmayan) politikalarını takip etmeye çalışıyorum.ülkemizin enerji politikaları gerçekten vahim durumda ve dikkati çekmek istediğim nokta oluşan enerji gereksinimini karadenizde ortaya çıkan 40 milyar tonluk hidrojen rezervi ve bunu ortaya çıkartmak için ihtiyaç duyulan ek enerji kaynağı ihtiyacı. Bu aşamada bor devreye girebiliyor ve bu 40 milyar tonluk rezervi enerjiye dönüştürebileceğimiz katalizör ihtiyacını karşılıyor. Çeşitli alternatifler de var rüzgar ve su enerjisi bu 40 milyar tonluk temiz enerjiyi (hidrojen) kullanmamız ülke enerji politikamız için bulunmaz bir fırsat diye düşünüyorum. Borla ilgilenmeniz ve bunu millileştirme düşünceniz gerçekten takdire şayan birşey. Ama hidrojen için birşeyler yapılmalı direk olmasa bile dolaylı yollardan bor madeniyle de ilgili bir konu. Hassasiyetiniz için müteşekkirim iyi çalışmalar.....


Gönderen:  Savaş Sağır (Maden Mühendisi)
 

17 Aralık 2005

Bor ve bor türevlerinin %70 sahip bir ülkenin dünya bor piyasasına yön verememesi çok büyük bir kayıptır.

Ayrıca borun ocaklardan çıkarılıp çok cüzi fiyatlarla dışarı satılıp, tekrar fahiş fiyatlarla işlenmiş şekilde geri alınması bizim ayıbımızdır. Biz de bu cevheri işleyecek teknoloji yok mu yani?

Başka milletlerin planlarına göre hareket etmemeliyiz... Ulu önderinde dediği gibi "Efendiler...hangi istiklal vardır ki, ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir. M. Kemal ATATÜRK (6 Mart 1922 TBMM)''

Daha başka söz söylemeye gerek yok...
 


Gönderen : Ersen İBİŞ

 

27 Ekim 2005


Benim yazdığım görüşten ziyade bir soru olacak. Sitenizden anladığım kadarıyla Bor madenlerinin millileştirilmesi gerekmekte. Bu millileştirmek çok geniş bir anlamda mı kullanılıyor. Zira Eti Holding'in ülkemize verdiği zararın da neredeyse bir hıyanet boyutunda olduğunu yazılarınızdan anlıyoruz. Bu millileştirilme olayı için enine boyuna düşünülmüş bir projeniz var mı acaba? Zira millileştirilmeyle devletleştirilmenin farklı kavramlar olduğunu buradaki yazıları okuduktan sonra düşünmeye başladım ne yalan söyleyeyim! ...

Bir de sitenizi diğer yorumcu arkadaşların aksine beğenmediğimi söylemeliyim. Çünkü zıt fikirler o kadar iç içe verilmiş ve birbiriyle alakalı görünen bağlantılar o kadar fazla ki kafa karışıklığına yol açması kaçınılmaz. Oysa daha sade bir anlatımla mevcut durum, strateji, yapılması gerekenler daha net bir şekilde anlatılabilirdi. Velhasıl çok karışık bir anlatım tarzı var. Öyle ki uzunca bir süre okumasaydım, hem borun özel sektör tarafından geliştirilmesi isteniyor, hem de her kıpırdanışın sitenizce alayla (özellikle oto tamircileri için:) ) karşılandığı intibaına kapılmamak mümkün değildi. Hal u ki borun nasıl kullanılacağı sade bir şekilde açıklanmalıydı. Umarım daha iyisini yaparsınız. Saygılarımla.
 


Gönderen :  Esin KURU

 

21 Ekim 2005


''Petrolden sonra geleceğin yeni enerji ihtiyacını karşılayacak olan bor madeni yarı işlenmiş halde yurt dışına ihraç edilse Türkiye'nin dış borcunu iki yılda öder''; demişti üniversite hocamız.Türkiye'deki madenlerin bu potansiyele sahip olduğunu , söylemişti. Biz Atatürkçü Türk gençleri olarak bu madenin yabancı şirketlere özelleştirme adı altında satılmasını değil, Türkiye'nin çıkarları doğrultusunda devlet tekelinde çıkarılmasını istiyoruz. İYİ ÇALIŞMALAR,


Gönderen:  Ahmet Yılmaz
 26 Temmuz 2005

Türkiye'de maden var ama adam yok. "Vermeyince mabut, Neylesin Sultan Mahmut".

Cennet vatanda yaşıyoruz ama maalesef insanlarımız aymaz, cahil, ölü toprağı dökülmüş üzerlerine sanki. Birilerinin sömürgeleri gibi davranıyorlar. Küçük menfaatler uğruna vatanın zenginliklerini birkaç coniye peşkeş çekiyorlar.

Bu memlekette bor madeni de olsa, bütün toprakları altın tozu, bütün taşları külçe altın, bütün ırmakları petrol olsa, bütün dağlar elmas olsa, bu millet, devleti ve milletiyle birlik ve beraberlik içinde olmadıktan ve kişisel çıkarlarını milletin çıkarlarından önde görmekten vazgeçmedikleri müddetçe daha çook konuşur dururuz. Türkiye'de insan kalitesi düştü ve ahlaki meziyetler yok oldu. Materyalist, egoist, "devletin malı deniz, yemeyen keriz" mantığı ve gerçeğini bu milletin beyninden silemedikten sonra yapılacak hiç bir şey yoktur.

Boşuna uğraşmayın ve bu siteyi de kapatın.

Benim bütün ümitlerim kayboldu ve kimseye güvenim kalmadı. Adam arıyorum. Galiba dünyada adam nesli tükendi. Devletleri polis veya ordular korumaz, devletleri milletlerin birliği ve fertlerin manevi duyguları korur. Mehmet Akif "Girmedikçe bir millete tefrika, düşman giremez. Toplu vurdukça yürekler onu top söndüremez" diyor. Nerde o millet? Nerde o toplu vuran yürekler? Kasaları hırsızlara, kuzuları kurtlara, etleri kedilere, silahları katillere, eğitimi cahillere, vs teslim ederseniz. Milleti de hırsız, kurt,katil, cahil olmaktan kurtaramazsınız.

Hepsi bu kadar.
 


Gönderen: Sami ATMACA
13 Mayıs 2005

Merhaba,

Bu siteyi hazırladığınız için teşekkür ederim.

BOR konusunda bilgilendirici bir site. BOR madenleri ( bana kalırsa tüm madenler ) millileştirilmelidir sloganınıza katılıyorum ve yürekten destekliyorum. Küçük bir grubumuzla hidrojen pilleri konusunda bir araştırma yapıyoruz. Bu araştırma bizi BOR elementine ve madenlerine götürdü. Çünkü hidrojenin depolanması için BOR olmazsa olmaz bir element. Size katılıyorum. Bu kaynak AKILLI bir şekilde kullanılırsa Türkiye için mükemmel olur. Ama Türkiye'nin imzaladığı GATT ( Tarifeler ve Ticaret Genel Antlaşması ) anlaşması ve bu antlaşmayı denetleyen Uluslararası Tahkim Kurulu ( ki bu kurul hangi ülkede ne ekileceğine bile müdahale etmektedir ) olduğu sürece BOR madenlerini ve diğer kaynakları Türkiye kendi çıkarına etkin bir şekilde kullanamaz. O sebeple GATT anlaşmasından ( ki bu antlaşma eğitim ,sağlık, telekom gibi kuruluşlarında özelleştirilmesi ni içermektedir ve ülkemizde de planlı bir şekilde uygulanmaktadır ) derhal çıkılması gerekmektedir.

Bir BOR madeninden nerelere geldik öyle değil mi ? Hayatın bir kuramı vardır. Bu kuramın temeli HERŞEYİN BİRBİRİNE BAĞLI OLDUĞU gerçeğidir. Tüm kaynakların etkin bir şekilde Ülkemizin yararına kullanılmasını istiyorsak önce ülkemizde TAM BAĞIMSIZLIĞI istemeliyiz. TAM BAĞIMSIZ olduğumuz zaman kaynaklar ülkemiz yararına etkin bir şekilde kullanılabilir.
 


Gönderen : Yaşar Avcı
4 Mayıs 2005

Ülkemizde Sermaye kıtlığı ve Maden yatırımına sermaye yatırılmaması nedeniyle,Maden yataklarımız yabancı sermayenin elinde. Bütün madenler önemli,Borun önemi daha fazla.

1968 yılında Borasit madeni %40 Bor ihtiva eden 35.-$.tondan satılırdı.Yıllarca İngilizler ve Amerikalılar ülkenin bor madenini ham olarak çok ucuza aldılar.1974 yılında Ecevit Koalisyon hükümeti asgari bor satış fiyatını 75.-$.tona çıkardı. Daha sonraki yıllarda 1979 yılında Devletleşene kadar 200 $./tona yaklaştı.35.-$.nere 200 $ nere;

Tüvenanı maden sanayiide kullanılır hale getirmek ülkemizin amacı olmalı. Dünyada olduğu gibi ülkemizdede devlet serbest piyasa ekonomisine döndü üreten değil denetci olma konumuna giriyor. Ancak;Türk insanında sermaye yok. Madenler bu gidişle tamamen yabancıların eline gececek. Bizim gibi ülkelerde Devletin piyasadan tamamen çekilmesi, bilhassa madencilikte büyük boşluk yaratacak.

Eti Madencilik veya Etibank madencilikten çekilmemelidir.
 


Gönderen : İbrahim Bölükoğlu
26 Nisan 2005

Sayın site sahipleri ve çalışanları sizlere bu madene sahip çıktığınız için başarılar dilerim.Bu maden inşallah ülkemizin önünü açacaktır.28.04.05 Akşam Tv haberlerinde bukonuda ilgili bakanımızın çalışmalarını gördüm. Allah CC başarılarını eksik etmesin.

Bu konuda tüm çalışanlara başarılar dilerim.

 


 

Gönderen : Yılmaz Hodul (Maden Mühendisi) (6 Nisan 2005)
 

Sayın İlgili,
Bordan enerji elde edilmesi konusunda bir çalışma yapıyorum, bu konuda yararlanabileceğim kaynaklar veya kuruluşlar konusunda beni bilgilendirebilirseniz çok sevinirim. Saygılarımla.

Kardeşim Hodul,

Sizin durumunuzda biraz Neyzen'i anımsattı bana.
Babıali yokuşunu tırmanan Neyzen'e sormuşlar: "Hayırdır üstat... Gündüz vakti elinde fenerle? Gene fazla kaçırdın galiba?" Neyzen " adam arıyorum" diye yanıtlamış meraklıyı... Neyzen'in bulamadığını siz bor enerjisi kaynağı olarak bulursunuz belki!
Kolay gelsin.
Başarılar,

Sevgili Çetin,
Neyzen'in bulamadığını ben işte şimdi buldum! Sizi tanıdığıma memnun oldum....
 


 

Gönderen : Hakan BAYKAL (Öğrenci) 29 Şubat 2005
 
Merhaba,
Ben 19 yasında bir üniversite 1.sınıf öğrencisiyim aslında metal fırtınayı okuduktan sora bunu bir araştırmak istedim ve önce bir Türk sitesine bakmak istedim gerçekten de sitenizde okuduklarımdan sora dehşete düştüm...
Bu madenleri yararlı içimde kullanımı için birçok fikir öne sürülebilir tabi bunlar devam etsin ama asıl sorun bence önce bu madenleri ele geçirmek bunlara sahip çıkmak ve asıl bunlar hakkında fikirler üretmek olmalı neler yapılabilir ? Nasıl üstüne gidilebilir ?En azından baskı yapılmalı ..
Bir kamuoyu oluşturulmalı eminim bu konularda birçok duyarlı insan vardır. Aslına bakarsanız benim için söylemesi kolay tabi... Bunun farkındayım... Görüp okuduklarımdan sora elimden ne gelir diye düşündüm ve size sadece bunu yazabildim umarım ilerde elimden daha fazlası gelir...
Bu arada sizin bu konuda bir çözümünüzü de okudum yabancılara satılan fiyatla aynı fiyata satılmasını istemişsiniz bu madenlerin. Belki bir gün ileri görüşlü bir devlet adamı ve işadamı çıkar... Ama hain olmayanından.... O zaman gerçekleşir.
 Başarılı siteniz için sizleri tebrik ederim.

 


 

Gönderen : Aydın ÇALIK (' Şubat 2005)


Site çok güzel. Benim fikrim japonlarla ortak bir bor firması kurularak onlar yani japonlarla beraber borla çalışan oto üretimi yapılacak. Biz de yakıtını üreteceğiz. Bu sayede, hem oto yapılıp satılacak, hemde yakıtını biz satacağız. Acaba bu mümkün mü? Belki bir gün ileri görüşlü bir devlet adamı ve işadamı çıkar... Ama hain olmayanından.... O zaman gerçekleşir.


Gönderen : Cenk YOL (Maden Mühendisi) 30 Kasım 2004


Başarılı siteniz için sizleri tebrik ederim.
Sadece bor değil bir çok yeraltı kaynağımızın yeterince değerlendirilemediği bir ülkenin nasıl kalkınabileceğini anlayamıyorum. Böyle bir ülkenin pazar olmaktan öte ekonomik değeri olamayacağını düşünüyorum.
 Mesleğini icra etme imkanı bulamamış yüzlerce maden mühendisinden biri olarak, üzülerek yaşananları izliyorum.



Gönderen : İbrahim ÖZCAN  19 Kasım 2004
Canı gönülden tebrikler. Yalnız tebrik etmiyor, sizleri destekliyorum... Bu aydınlık sayfanız ışık gösteren siteniz bazılarının görmeyen gözlerine umarım ışık olur... TV'lerde magazin yapan gazeteciler haber yaptım diye haberden bir haber olan görsel ve yazılı basın böyle yürekli bir siteden haberleri yaoksa haberleri olsun bence... Türkiye'nin gerçeklerini milli değerlerimizi daha fazla kaybetmeden uyanmamaız lazım, yakında Amerika bizde bor olduğu için özgü

 


Gönderen : Kahraman Türkoğlu (8 Ekim 2004)
 

Öncelikle sizi tebrik etmek istiyorum.
Bor madenin işletilmesinde bürokratik engeller ve dış sermayeye peşkeş çekilmesi ve yerli sermayenin bu geleceğin madenini işletme ve ihraç etme hakkının verilmemesi dikkat çekiyor.
Bence herkesin "evet çok haklısınız bu hazine değerindeki madeni değerlendirmeliyiz" diye ciyak ciyak bağırmasının yerine, yerli sermayenin hatta devletin bizzat US Borax ın yatırımı gibi bir fabrika kurup bu madeni işlemesini sağlamak gerekir.
Bunun için yeterli teknolojimiz yok mu ? Yoksa sermayemiz böyle bir işletmeye yetmiyor mu? Böyle bir işletme kurmak karlı değil mi? Böyle bir işletmeye kurmaya kim ve neden izin vermiyor? Buna izin verme yetkisi devlette değil mi? Şu andaki enerji bakanı gördüğüm kadarı ile bu konuda iyi niyetli ve akıllı.
Peki biz ne yapmalıyız. Siz boraxtr.com un yapımcıları bu konuda bu sitenin ziyaretçilerine sorunun çözümüne yönelik bir yol gösterin biz üzerimize düşeni yaparız. Yoksa bakıp bakıp hayıflanmaktan başka bir çaremiz yok mu?



Gönderen: Emir Ateş Email 6 Ekim 2004
 

Her nedense Türkiye'deki madenler belli bir grubun tekeline verilmiş biz vermedne olmaz gibi bir hava seziyorum .
Mesala Ürdün'de Ölü Deniz kenarında bir fabrika var JBC(Jordun Bromine com.) adı altında bu fabrika Amerika ortaklı bir kuruluş. Lut gölündeki tuzda bulunan potasyum ve bromu ayrıştırarak değerlendiriyorlar. Özellikle dünyadaki ender yatağı olan bromu... Bu materyal ne işe yarıyor? Roket ve uzay sistemleri dış cepe giydirmelerinde. Ayrıca hyrobromic asit de üretiyorlar ve bromini üretmek için hidrogen ve klorine ihtiyacları var. Bunları tüp kamyonlarla NCI adında yine bir Ürdün kuruluşundan alıyorlar.
Fakat NCI JBC kapasite yükseltmesine ve ihtiyacı olan hidrogen ve kloru artıramayacağını söyleyince, 1,5 senen önce totali 25 milyon dolar civarı olan klor alkali projesini bir Türk firmasına verdi.
Geçenler de tesisin mekanik ve çelik işinin bittiği işletme personelinin devreye almaya gittiğini duydum. 1500 yakın Amerikan firması duruken projenin AKKİM'e verilmesiden gurur duydum. Sadece şapka çıkartmak lazım.

 


Gönderen : Mustafa UZUNALİ (16 Eylül 2004)

Öncelikle siteyi hazırlayanları ve emeği geçenleri gönülden kutlarım. Bilim adına , Vatan uğruna gecesini gündüzüne katanlara , taş taş üstüne koyanlara saygılarımı sunarım , onlar benim gözümde saygı değer büyük insanlar.(Gerçek Atatürk'çü kişiler ) Eğer böyle insanları haksızca eleştirir ve yapıcı olmazak bu Ülkenin geleceğinin iyi olmayacağını herkes tahmin edebilir.Bir ülkenin temeli bilim ile beslenmiyorsa gerilemeye mahkum demektir. Avrupalıda ne varsa bizde de var. Var evet ama üreten Avrupa patent onların tüketen biziz ,onlar gibi üretmiyoruz ama onlar gibi yaşamaya çalışıyoruz . Tam bir tezat değilmi ? UYANALIM artık. Onlar gençlerinin kafasına milli değerlerini resmen kazıyor. Kendimizi aşağılamayı bırakalım üretene ,bilgi verene,buluş yapana, bu VATAN İÇİN çivi çakana sahip çıkalım.Birbirimizi uyandıralım . VATAN kendinden bi haber fertleriyle nereye gidebilir. Bu siteyi hazılayan dostarımızda bu VATAN için bizleri bilgilendirme çabasındalar onlara saygılarımı sunarım..


Gönderen : Emine OZKAN (14 Eylül 2004)
 

Ben madencilik sektoruyle ilgisi olmayan öylesine internette dolaşırken ulaştım sayfanıza ve okuğumda gercekten milliyetçilik duygularım kabardı . Kuru gürültü yapıp ülkesini düşünüyormuş gibi yapanlar nerede. Ben bu adresi herkese göndereceğim. İMZA KAMPANYASI DÜZENLERSENİZ ARKADAŞLARIMLA BİRLİKTE KATILMAK İSTERİM.


Gönderen :Emir Ateş / 13 Mart 2004

Yalova'daki Akkim'in  tesisini gördüm. Bence Refik Önür iyi de yaptı. Ee ne demişler, "dinsizin hakkından imansız gelir". Gerçi çok imanlı bir insan.

Bence Türkiye sanayileşmesinin önüne geçilemez bir sürece girdi. Milarlarca euroluk bor rezervimiz var ve hala dalkavukluk ve çıkar peşindeyiz. Şu an %30 kapasite ile çalışan Akkim H2O2 tesisi, yakında %100 çıkacak. Akkim Ürdün Suriye ve Mısır'dan teklif aldı. Hatta çalışmalara bile başladı.

Bu ne demek oluyor biliyor musnuz? Bence Avrupa Birliği'nden önce Orta Doğu'nun temellerini sağlamalaştırmak demektir. Ee.. Eti Holding de alsın Türk halkına ait olan borunu bir tarafına...

Diyeceğim bu.

Türkiye'de oturan bir Türk işadamı iseniz, Eti Holding'ten "bor" madenini satın alıp Türkiye'de işleyip yurtdışına satamazsınız.. 


Gönderen : Mehmet Tuğrul (Jeoloji Müh.(Öğretmen) Bozyazı V.Ç.B.İ.Ö.Okulu/MERSİN) 9 Mart 2004

Sizleri çalışmalarınızdan dolayı kutluyorum.

Milli bir davada birlik ve beraberliğimizi korumalıyız.Türkiye üzerine oynanan oyunlara son verme zamanı gelmiştir.

Ben bir jeoloji mühendisiyim.Öğretmen olarak çalışmak zorunda bırakıldık.Türk aydınının ve gençliğinin sorunları büyük. Madenciliğimizin derhal millileştirilmesini istiyoruz.

Çokuluslu şirketlerin menfaatlerini gözetenler bunun hesabını vereceklerdir. 

 


 

Gönderen : İrfan ALTUN (Maden Mühendisi)
30 Ekim 2003
Bor ltd sayfanızı inceledim. Gerçekten Türk Madenlerinin durumu bu kadar vahim mi, yoksa siz dikkatlerin yönelmesi için biraz artı mı koydunuz? Ülke genelinde ve Dünyada bu kadar yoğun talep ve kaos varmı? Bu durum insanın iş yapasını yokediyor.

Peki Türkiye'de ve dünyada belirli insanlar bu madenlerin herşeyi ile ilgilenecekler ise biz neden üniversitelerin maden bölümlerinden mezun oluyoruz ve ediliyoruz hala!..

Bilgiler için teşekkür ederim.
 


Gönderen : Yusuf Topçu, (Çevre Mühendisi)

18 Eylül 2003

Üzerinde oturduğumuz bor madeninin büyüklüğü bizi fazla şaşırtmış. Aslonan uygun teknolojiler geliştirip boru nihai ürünler halinde satmaktır. Uygun nitelikte ürün üretimide yetmiyor. İyi bir pazarlama ağı kurmak gerekir. rekabet çarkları çok çetin.

Tüm bunların mevcut zihniyet (devletçi zihniyet) ile yapılması mümkün
değildir. ve halen yapılamıyor. Bu nedenle özelleştirmeden ve yabancı sermayeden korkmamak gerekir. Devlet kurumları tarafından uygulanacak yeterli denetim ağı ile üretim miktarımız ve karlılığımız dahada artacaktır.

Madencilik gelişme için motor sektördür. Bu sektörü anlamsız politikalara kurban etmememiz gerekir.


Gönderen : Mustafa Zahit KARAKAYA (Öğrenci)
7 Ağustos 2003)
Degerli Yetkili,
Ben Hacettepe Üniversitesi'nde okuyan bir öğrenciyim. Ve Bor konusunda iki tane araştırma yaptım. Birincisi Şükrü Sina Gürel dönemine ait ve ikincisi de Hilmi Güler dönemine ait. Ve bu araştırmadan elde ettiğim sonuçları ekonomistler mail grubunda yakında kamuya mal edeceğim.
Sitenizde gördüğüm kadarıyla AKP hükümetinin BOR'a yaklaşımının bir önceki hükümetten çok da farklı olmadığı konusunda bir link var. Halbuki çok çok farklı gelişmeler var ve üstelik de bu linke tıkladığımda da karşıma AKP hükümeti ile ilgili hiç bir belge gelmiyor.
Bu yanlı ve objektiflikle bağdaşmayan tutumunuzdan ötürü sizi kınıyor ve yakında ekonomistler mail grubunda yayınlayacağım araştırma sonuçlarım ve bulgularıma bir göz atıvermenizi rica ediyorum.

 


Gönderen : Hüseyin GÜLGEN (Sanayici)

17 Mayıs 2003

 

Allah Kolaylık versin. 

Sevgiler.


Gönderen : Fatih ULUTAŞ (Öğrenci)

14 Mayıs 2003

Bor Madenleri ülkemizi yaşadığı sıkıntılardan kurtaracak yegane çözümdür.Günümüz dünyasında en büyük sorunlardan biride enerji sorunudur ve bor potansiyel bir enerji kaynağıdır.Eğer elimizdeki bu kaynağı değerlendiremezsek bunu değerlendirecek birileri mutlaka çıkar.Özellikle ABD aç tavuk gibi atlar bu kaynaklarımıza.Bor fiyatları aşağı çekilerek Türk sanayicilerinin önü açılmalıdır.Ülkemizde bol miktarda bulunan bu madeni dişarıdan almak soysuzluk değilde nedir?Rantçılık değilde nedir?Ayrıca boru özelleştirmek bor madenlerimizi açıkça peşgeş çekmektir.


Gönderen : Pelin Yılmaz (Maden Mühendisi)

30 Nisan 2003

"İlk başta şuan maden mühendisliği okuyan öğrencilere, bu kadar önemli bir rezerve sahip olduğumuz bor madeni hakkında neden yeterli bilgi verilmiyor onu maden mühendisliği hocalarına sormak isterim!!

İkinci olarak, böyle bir rezervimiz var ve maden mühendislerimiz işsiz. Bu da çok acı bir gerçek.Özelleştirme yapılırsa ve yabancı maden mühendisleri ile çalışılırsa bu da bu ülke de yaşayan okuyan ve böyle bi imkana sahip türk gençlerine ayıp olmazmı? Peki bu işi sonucunda hammaddeyi ihraç edip sonra ürün olarak gerisin geriye almak bize dokunmazmı? Devlet bu işin altından kalkabilir mi?(her anlamda) Bütün bunlar eminim hepimizin sorusu. Amerika'nın kaynakları biterken 600 tane borla ilgili proje üretmesi borla çalışan arabaların üretimine geçmiş olması da düşündürücü !!!!"


Gönderen : Sabri CANDAN (Maden.Y.Müh.)

 

14Nisan 2003

 

Türkiye madenciliginin sorunları, sadece Boraks madeninin ekonomiye rantabl kazandırılmasından ibaret değildir. 

 

Örneğin; Perlit madeninde de, yıllar geçmesine rağmen hala bir arpa boyu gitmediğimizi gösteriyor. 

 

Bugün Amerikada yılda beş milyon m3 genleşmiş perlit kullanılıyor. 40 Yıl evvel Perlit Enstitüsünü kurmuşlar, biz hala Borun enstitüsünü şimdi telafuz ediyoruz. Bütün dünya perliti ; inşaatta, tarımda, sanayide,çeşitli alanlarda kullanıyor, Avrupa'ya, Güney Afrika'ya, Hindistan'a, Avusturalya'ya tonlarca perlit ihraç ediliyor. 

 

Bizim rakibimiz Yunanistan ve Amerika ( dünyanın en büyük fiması Worlds Minerals) yurdumuzda sahalar ve tesisler satın alarak bizim ihracatımızı sekteye uğratmışlardır. Benim firmamda bu konuda nasibini almıştır. Zamanın Enerji ve Tabii Kay.  Bakanı Ersin Faralyalı'yı yazdığım müteaddit raporlarla uyardım. Netice malumunuz. 

 

Bu kafa yapısı ile hak edeceğimiz seviyeye zor geliriz.

 


Gönderen : Hasan ÇİÇEK 

25 Şubat 2003 

 

Merhaba, 

 

Öncelikle Bor üzerine yaptığınız uyarı ve aydınlatıcı çalışmalardan dolayı çok teşekkür ederim. 

 

Siteye girip yazılarınızı okumaya başladığımdan beri elimden geldiği kadar çoğaltıp arkadaşlarıma dağıtmaya, onları da bu konuda sizin aracılığınızla bilgilendirmeye çalışıyorum. 

 

Bor üzerine yazılanları ilk kez okuduğum zaman inanın ki tüylerim diken diken olmuştu. 

 

Duyarlı ,YÜCE ATATÜRK’ün de belirttiği gibi ekonomik, siyasi ve askeri açıdan TAM BAĞIMSIZ bir TÜRKİYE isteyen her Türk gencinin görevi ülkesindeki yer altı yerüstü zenginliklere sahip çıkmaktan, onlardan maksimum yararlanmanın yolunu bulmaktan geçer. Insanlarımızı bu gaflet uykusundan uyandırmak için lütfen birşeyler yapalım...


Gönderen: Mustafa KARAKUŞ 

26 Aralık 2002

 

Bor madeni Türkiye'nin geleceğine yön verebilecek bir güçtür.O halde geleceğimizi yabancı sermayeye teslim etmeyelim.Üzerinde yaşadığımız bu zenginliğin farkına varmamız bugünümüzü ve geleceğimizi daha iyi değerlendirmemizi sağlayacaktır.

 


Gönderen: Hatice Akyol 

 

İtalya ve Taiwan'daki Eti Holding temsilcisi aynı şirket. Neden?  

 

Bu firma daha 10 yıl öncesine kadar maden taşımacılığı yapan küçük bir firmaydı. Şimdi büyük bir firma oldu! Bu hale nasıl geldi? Bu kadar parayı nasıl kazandı? Yani bizim Türk olarak yapamadığımızı yabancılar yapıyor! 

 

Bir çok Türk maden firması İtalya'da kendileri pazarlama şirketi kurarken Eti Holding bu pazarları başkalarına verdi. İspanya pazarındaki durum da aynı.

 

Türkiye'deki her bir kilo madende doğmamış çocuklarımızın hakkı olduğunu düşünüyorum. İleri teknoloji kullanılarak değerlendireceğimiz madenler doğrudan bizim tarafımızdan, vatan sever kişiler tarafından pazarlanmalı.

 


Gönderen: Ecz. Mehmet  ŞAPÇI 

 

Sayın Editör, 

 

Bor gibi dünya çapında bir servetimizin kamuoyunda daha iyi tanıtılıp, insanlarımızın bilinçlendirilmesine yönelik çabalarınız için sizlere müteşekkiriz. 

 

Büyük Ata'mızın söylediği; "İktidar sahipleri şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleri ile tevhid edebilirler" ifadeleri günümüzde çok daha önem kazanmıştır. 

 

Sağlayabileceğimiz katkı konusunda lütfen bilgilendiriniz.. 

 

İyi dileklerimle.


Gönderen: Yusuf  KARAKOYUN

Sonunda bor'un ülkemiz için ne kadar değerli ve önemli olduğunu anlayan bir hükümet geldi. Ben inanıyorum ki artık Türkiye'nin maden zenginliği üretime geçirilecek ve bor Türkiye'nin petrolü olacaktır. 


Gönderen : Gürkan DOĞURGA

 

12 Kasım 2002

 

Sanırım ben gibi yeni beyinler bu servetin farkında olduklarında ülke için mücadelelerini esirgemezler.

 

Sitenin faydasını kendim için yararlı ve yeterli bulurken sizden bir tek ricam olacak. Ziyaretçi görüşlerini okurken hem fikir olduğum kişiler oluyor onlarla iletişim kurulması için bir çalışma yapmalısınız yani bizi birbirimize ulaştırmalısınız. Ben tek başıma bağırırsam on metreden duyulur birkaç yoldaşımla bağırdığımda da mesafe iki kat artar. Bir girişimci İbrahim Akın yayınlanırsa yazımı okuduğunda bana ulaşman mutlu eder beni yada sana ulaşmam için bir seçenek sunarsan. (Çok iyi fikir ama bu forumu yönetmek benim için biraz zor)

 

Falanca yerde bir küp altın var desem, kazma kürek satışında patlama olur. Eşdeğer madenimiz var kimsede hareket yok. Hadi herkes bir şeyler yapsın hayallerimizi beraber kuralım bu yolda ülkemiz için onurumuz için huzurlu mutlu yasamamız için el ele...

 

Daha bilgilendiğimde daha çok şeyler yazacağım sanırım.

 

Şimdi kısaca bilgilenmemi sağlayan bu siteye çalışmalarında basarılar saygılar sevgiler...


Gönderen : Süha Öncü (Finans Danışmanı)

 

12 Kasım 2002 İstanbul

 

Sayın Editür,

 

Bor madenlerinin Türkiye ekonomisine katkısı olması için yapılması gerekenleri bugüne kadar çeşitli platformlarda bıkmadan ve ilk günkü heyecanın ile anlatıyorsun. Bazıları ise aynı sabırla anlamamak için direniyor. Bana göre bundan şu sonuç çıkıyor : Ülkenin refahı ve gelişmesi için görev almak üzere  bizi temsil edecek kabiliyette olduklarını iddia ederek seçilen vekillerimiz ile onların tayin ettikleri bürokratlar bugüne kadar ülke çıkarlarını düşünmeye başlamamışlar.

 

Büyük uğraşla ve öz veri ile hazırladığın siten ile hedefine ulaşıp en azından borun Türkiye'de işlenerek mamul olarak ihraç edilmesini başlatacağına inanıyorum.   

 

Sevgiler,

 


Gönderen Serdar DEMİRBAŞ. 

 

26 Ekim 2002

 

Merhaba,

 

Sitenizin tamamını internetten indirerek bir kitap gibi okudum. Ama bana durum içler acısı gibi geldi. O kadar ürünümüz var ve sürünüyoruz. 

 

Şu diğer yabancı firmaların Türk firmalarını bu şekilde engellemeleri beni kızdırıyor. Nasıl oluyor da güç bizde iken onların himayesi altında oluyoruz. Bor madenimiz var ama "Nasıl olurda bunları batırırız" diyen firmalardan başka firmalara veremiyoruz. Sonuçta da olan gene bize oluyor. Kendi malımızı daha fazla fiyata kendimiz alıyoruz. Okuduklarımdan anladıklarım bunlar. 

 

Yani bu adamlar tereciye tere satmayı mı biliyorlar, yoksa biz mi çok safız. Toryum konusunda da elimizde tuttuğumuz sihirli bir asayı kullanmayı mı bilmiyoruz? Yoksa asayı kullanmamızı engelliyorlar mı?. Eğer bu maden bizde bu kadar çoksa neden Eti Holding bunu kullanmıyor?. Ve bu kadar aptalca ve Türkiye'nin zararına olan bir yasayı kim çıkarmış?.

 

Bu soruların cevapları neler bilmiyorum ama bildiğim bir şey var oda sizin yaptığınız bu politikayla amacımıza ulaşabileceğiniz. 

 

Ben bor madeninin yeni enerji kaynağı olarak kullanılması hakkında bilgi ararken sizin sitenize rastladım ve siteden bu konuyu bulabileceğimi düşündüm ve o nedenle tüm siteyi indirdim. Fakat konuyu ararken başlıklar ve haberler dikkatimi çekti okumaya başladığımda bu konu beni çok etkilemiş olacak ki sitenin tamamını okudum. 

 

Toryum konusu çok harika ama gülmem mi gerek ağlamam mı anlayamadım. Bu yüzden  bu görüşlerimi yazma isteği duydum. Bunları sitede de yayınlamanız beni sevindirir. Çünkü millet ne olduğunu görsün ve artık bu uykudan uyanalım, koca dünyada sadece Türkiye bu kadar zengin ama yine sadece Türkiye bu kadar fakir. 

 

Başarılı olmanız dileğiyle...


Gönderen Hüseyin Şamil AĞANSOY

Sevgili Yetkili; 

 

Bor ve yan ürünleri ile olan bu çalışma ve yayınlarınız bizleri mutlu etmekte ve sevindirmektedir. Nitekim gerek kamuoyu bazında gerekse  sanayii kuruluşları bazında önem arz eden bu konunun bürokratik ve siyasi emellerle örtbas edilmek istenmesi milli menfaatlerimizi zedelemekte ve birtakım kurum ve çevrelere bizleri muhtaç etmektedir. 

 

Unutulmamalıdır ki bu tür unsurların ve konjonktürlerin meydana gelmesini sağlayanlar büyük bir yük altındadır bu yük yetimin hakkından tutunda üniversiteden mezun olup iş bulamayan gencimize hatta mezardaki Şehidimize kadar uzanmaktadır. Şurası kesindir ki halkı rahat olmayan bir toplum hiçbir alanda ve konuda muvaffak olamaz ve milleti bu duruma düşenler cezalarını da (bu hayatlarında çekerler). Zaten ahrette de çekmeye mahkum oldukları şüphesizdir. 

 

Sizlere çalışmalarınızda başarılar diler Allah'ın şefaat ve muvaffakiyetinin sizinle olmasını temenni ederim.


Gönderen : Engin UZUNLAR (Eskişehir)

Kendi mütevazı imkanlarımla araştırmalar  yapıyorum. Sitenizi çok beğendim. Tüm çalışmalarınızdan dolayı sizleri kutluyorum. Ben füzyon teknolojisinin Türkiye'de tanınması için çok uğraştım. Ülkemizin tüm zenginliklerini toplumumuzun yararına sunmalıyız. Toryum, uranyum, dalga, rüzgar, güneş, hidroelektrik, kömür, İstanbul boğazındaki akıntı, Marmara denizindeki yoğunluk farkı,vs. gibi çok zengin kaynaklara sahibiz.

Saygılarımla


Gönderen : Celal ARABACI (Antalya)
8 Ekim 2002

 

Siteniz Bor madenleri ve diğer madenler hakkında toplumumuzu bilgilendirdiği için teşekkürler. Şahsım olarak ilk defa sizin siteyi inceledikten sonra bor madenlerinin önemini öğrendim.ANTALYA'DA madenlerimizi koruma derneği kuruluyor  biliyor muydunuz?


 

Gönderen : Duray AKAR (ABD)
8 Eylül 2002

 

Sitenizdeki bilgilere göre: Türkiye, dünya bor madeni ticaretinin % 95'ini elinde tutuyor. Türkiye'nin yıllık ihracatı: Ortalama 659.246ton * 200$ = 131.994.632$ .Yani 150 MİLYON dolarlık bir toplam pazar var ve neredeyse hepsi bizim. Yıllık bor urunu ihracatımız ise ortalama 80 milyon dolar, ve piyasanın %20 si bizim elimizde... Yani bu piyasa da toplam 400 MİLYON dolar. Bu piyasanın da yarısını ele geçirirsek 120 MİLYON dolar daha eder yılda...

Peki acaba yolsuzluk pazarımızın hacmini bilen var mi ?. Ben mi yanlış biliyorum yoksa sadece bir tek banka yolsuzluğu çağlayarak 2.5 MİLYAR dolarımızı hortumlamadı mı ? (Toplam deprem zararımız 7.5 MİLYAR dolar, ayni 3 yolsuzluk = 1 deprem)

Daha net bir ifade ile, bor'umuzu maximize etsek, dunya bor piyasasına hakim olsak, sadece bu bir tek banka yolsuzluğunu anca 20 YILda telafi edebiliyoruz. 20 YIL...

Ben bu kadar güzel ve emek sarfedilmiş bir yolsuzluk sitesi göremiyorum. Ama sizi tebrik ederim.

Bir KIL bir KILdır. Ama urgan boynumuza dolanmış, önemli değil :)


 

Gönderen : Ferzan YÜCEERİM (Petrol-İş Sendikası-Bandırma Şubesi)
17 Haziran 2002

 

Biz bugün bu topraklarda yaşayabiliyorsak bu kurtuluş savaşında canlarını feda ederek bu toprakları savunan şehitlerimizin sayesindedir. Şehitlerimiz görevlerini fazlasıyla yapmışlardır. Şimdi sıra bizde. Şehitlerimizin kanları ile suladığı bu toprakların altındaki madenlere sahip çıkmalıyız.

 

ABD ve AB'nin Dünyada olduğu gibi Türkiye üzerindeki kirli oyunları devam etmektedir. Bor madenleri özelleştirme kapsamından çıktığı için gündemden düşebileceği endişem vardı. Fakat sitenizi görünce konunun gündemde tutulacağına inanıyorum. 

Başarılar dilerim.


 

Gönderen: Yavuz TİRALİ (Pay Menkul Kıymetler Yöneticisi)
30 Mayıs 2002

 

Sitenizin varlığından yeni haberdar oldum. Son derece kapsamlı ve bilinçli hazırlanmış bir site gibi geldi bana. Henüz tam anlamıyla inceleme olanağım olmadı. Zaman sorunum var.

Ama ana başlıkları bile insanın aklına -sadece bor madenleri ile ilgili değil genelde- iki şey getiriyor. Kötü yönetim ve kötü niyet...  

Umarım Sayın İlhan Selçuk'un sitenize koyduğunuz günlük yazısında da belirttiği gibi bir kırk yıl daha beklemeyiz... Zaten kırk yılımız yok gereken düzenlemeleri yapmak için. 

Toplumu bilgilendirme işlevini yerine getiren siteniz için tebriklerimi ve teşekkürlerimi sunarım. 

 


 

Gönderen: Atila TOGAY (Makine Yüksek Müh.)
10 Mayıs 2002

Borla çalışan araba üretildi; Türkiye kıskaçta Heyecanlanmak için biraz erken! Bu konuda devletin bilinen bir uzun vadeli stratejisi ve teknoloji geliştirme planı yok. Ancak bu araba meselesi pek bizi petrol zengini bir konuma taşımayacağı da görülüyor. 

 

İlgilenenler için iki yazı önereceğim:
http://abcnews.go.com/sections/
scitech/CuttingEdge/cuttingedge011214.html

http://www.borax.com/news23.html


Anlaşılan o ki, bu yeni yakıtı recycle edilmesi nedeni ile aslında dunya bor rezervlerinin sadece %3'ü yeterli oluyor. Ayrıca kritik konu sodyum borhidrat değil, ruthenium adlı başka bir nadir element. Zira katalizatör olarak kullanılan bu oluyor. Burada zor olan bor temini değil, recycle edilerek içine hidrojen katılması. Bu da şimdilik pahalı bir proses. 


Yani özetle, elin teknolojisi ile zengin olmuyoruz!


Ekonomistler grubundaki, diğer katılımcıların defalarca ifade ettiği gibi, kendi teknolojimizi geliştirmediğimiz sürece bor madenlerinin %70'ine sahip olmamızın bir anlamı yok. En fazla bizim Bor ilçemiz ile Boron, California'yı kardeş şehir ilan ederiz.

 


Gönderen: Hakan MERCAN (Mühendis)
30 Nisan 2002

İyi günler,

 

Öncelikle Bor konusunda yaptığınız çalışmalara teşekkür ederiz. 

Bu gün sitenizden çok şeyler öğrendik. Üzülelim mi, sevinelim mi bir türlü karar veremedik.

Bugün ben, bu siteyi işyerinde 4 kişiye tanıttım; bu kişiler yüksek kimya ve nükleer fizik mühendisleri... İşyerimizde sadece özel, bor klasörü oluşturduk ve sitenizden oldukça çok yararlandık. İnanın bu işi herkese anlatır, medyada görsel, duysal ve yazılı basında halka duyurursanız, çabalarınızı sonuna kadar destekleyecek çok insan çıkar. Ben bir Türk genci olarak üzerime düşen fedakarlığı yapmaya hazırım... 

Bir gün ülkemize ihanet eden, o insanların defteri dürülecektir. 

Lütfen, sizlerden ricam, Türk insanlarına özellikle gençlerimize bu konuları, daha iyi anlatın ve herkes bu nimetleri sahiplensin. aslında, o kadar çok doldum ki, sanki benim dedelerim, bu ülkeyi hainler sömürmesi için kurtarmış. Onların kemikleri sızlıyor. Şimdi soruyorum: Biz bu kadar haini nasıl yetiştirmişiz? Hiç mi güçlü dürüst insanlar yok? 

Çalışmalarınızı eyleme ve somut olaylara dönüştürmeniz dileği ile...

 

İyi çalışmalar....

 

 

Gönderen: İbrahim AKIN (Girişimci)
11 Nisan 2002

 

Selamlar,

Sitenize özelikle girdim. Ben şu anda 23 yaşında genç bir girişimciyim. Yalnız bu ülkenin tabi doğal güzelliklerini yeni nesil genci olarak global dünyada bazı çıkar gruplarının ellerini bile sürmeden milyonlarca dolar kazanmaları gerçekten içimi burkuyor.

Buradan sayın çok saygıdeğer vekillerimize uluslararası piyasadaki bor çıkış fiyatlarına bakmalarını ve bir de bizim kar marjımıza bakmalarını rica ediyorum.

 

Şu anki vekillerimiz bilsinler ki, eğer bu işlerde birilerinin çıkar ilişkisi var ise, bunun hesabını mutlaka yüce adalet önünde vermek zorunda kalacaklardır.

 

Ayrıca bu konuda gerçekten bazı yapısal çalışmalar yaparak en azından gücümün yettiği kadar bu cevheri ham madde olarak değil de, dünya piyasalarına mamul olarak nasıl yapılır, yatırımı nasıl olur bu konuda benimle işbirliği yapmak isteyen arkadaşlarıma da kapım her zaman  açıktır.Ayrıca siteniz gerçekten bizim için aydınlatıcı oldu.

 

Umarım TBMM içersindeki vekillerimiz de bu gibi sitelerin farkına varırlar. 

 


Gönderen: Sertuğ ÇAKIR (Jeoloji öğrencisi)
4 Nisan 2002

 

Herkese merhaba. Ben İstanbul Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği 3.sınıf öğrencisiyim.

 

Ülkemiz üzerinde planlanmış oyunları düşündükçe buruk, olaylar üzerine her yönden baskı yapan insanları tanıdıkça mutlu bir merhaba bu. Sizin konu üzerindeki ehemmiyetli duruşunuzun sadece ülke çıkarlarını korumak olduğu samimiyetine inanıyorum.

 

Bor madeninin ehemmiyetini tüm Türkiye çapında anlatılması ve bu konu üzerinde kamuoyu oluşturulması gerektiğini düşünüyorum . Bu sayede siyasilere baskı kurularak vekillere borun önemi açık bir şekilde gösterilmeli. Bu kadar anlatılmasına rağmen hala vekiller arasında görüş farklılıklarının olması ya cahilliktir ya da bu oyunların ülkemizde oynanmasında çıkar sahibi olanlar vardır.

 

Düşündüren diğer konuda, acaba zamanında yapılan antlaşmada ülke madenlerinin işletilmesine çomak mı sokulmuştur? Ülke madenleri diyorum çünkü sırf bor değil, birçok değerli madenlerimiz(kaliteli) işletilemiyor. Biz okuyarak, inceleyerek farkına vardığımızı, tüm ülke insanlarına açıklamalıyız. Yapılması gereken ilk iş 'o büyük adamların' vekillerimizin derhal madencilik yasasını kimsenin elleyemeyeceği şekilde değiştirilmesi, özelleştirmeye önem verilmesi ve araştırma için devletin ödenek ayırması gerekmektedir. 

 

Devletin araştırma için çıkartacağı ödenek ilerleyen yıllarda bir kaç ciddi cevher damarının bulunmasıyla çok fazlasıyla devlete geri dönecektir. Ülkenin uzun yıllar rahat etmesini sağlayacak tek yol budur. Böyle olmasına rağmen maden ve petrol aranması için devletin verdiği ödenek her seferinde azaltılmaktadır. Halbuki ekonominin düzelmesi ve çok güçlenmesi için tek yol bu. İnsan düşündükçe üzülüyor.

Bu siteyi kurmakta kimin emeği varsa hepsine teşekkürler. 

İnşallah sesimiz gereken yerlere zamanla ulaşacaktır. 

Saygılarımla...


Gönderen: Mustafa RASTIKÇI (Petrol İş Sendikası Bandırma)
20 Mart 2002

 

Siteniz gerçekten özenilerek yapılmış bir site. Konu hakkındaki hassasiyetiniz, göz ardı edilemez. Dilerim ki, amacına ulaşan bir site olmakta yolunuz açık olur... 


Gönderen: Orhan Çöte (Maden Mühendisi)
13 Mart 2002

 

Siteniz dizayn ve içerik olarak mükemmel biçimlendirilmiş. Bu yüzden sizi tebrik ediyorum. Bu sitede gezinirken kendi mesleğimi yani maden mühendisliğini icra edememiş olmanın derin acısını yaşıyorum. Aslında bu durum benim gibi yüzlerce mühendisin başında olan ortak bir sorun. Ve bu konuda yapacak fazla bir şey olduğunu da zannetmiyorum. Malum kafalar ve güç sahiplerinin bilinçli politikaları sonucu bu ülkenin yetişmiş, yüreği vatan sevgisiyle dolu pırıl pırıl gençleri uzmanı olmadıkları konularla uğraşarak hayatlarını idame ettirmeye çalışıyorlar. Elbet bir gün gelecek bu devran son bulacak; ama önemli olan sizin gibi kuruluşların o gün gelene kadar ayakta kalıp direnebilmeleri ve bizim de sizlere destek vermeye devam etmemiz.


Gönderen: Fazıl KARAKUP (Maden Mühendisi)
5 Mart 2002

 

Ben Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nden mezun yeni bir maden mühendisiyim.  Bor madeni hakkındaki görüşlerim sitenizdeki gibi aynı doğrultudadır. Bor madenlerinin yabancı sermayeye peşkeş çekilmesini, Dünya rezervlerinin %70 ne sahip Türkiye'nin bu sektörde, %13'lük rezerve sahip olan ABD'den geri kalmasını, aynı zamanda, Türk sanayicilerine yapılan Bor satışının, ihraç edilen rakamlardan ($/ton) çok yüksekte satılmasını bir Türk vatandaşı olarak içime sindiremiyorum. Bulunduğum ilde faaliyet gösteren sivashaber.com. sitesine bu konuda fikirlerimi sunarak bir yazı yayınlattım. Hem vatandaş hem de maden mühendisi olarak bu tür yeraltı zenginliklerimizin yabancıların kontrolüne bilinçli bir şekilde verilmek istenmesini kınıyorum. Elimden geldiği kadar bu uygulamaları her platformda şiddetle karşı çıkacağıma bir Türk genci olarak kendime söz veriyorum.


Gönderen: Mehmet LEVETOĞLU (Bandırma CHP Üyesi)
12 Şubat 2002

 

Sitenizden haberim olmamasına rağmen BOR la ilgili olarak gelişen tüm düşüncelerimin ve BANDIRMA İLKHABER gazetesinde yayınlanan ilgili yazılarımın, sizin sitenizde belirttiğiniz görüşlere paralel olması beni çok sevindirdi. Duyarlı ve ileriyi görebilen hiç olmazsa başka birilerinin de olması beni çok mutlu etti. 

Bu arada yazılarımdan dolayı eleştirildiğim kendi partim CHP nin tavrı üçbeş bilgisiz veya rantı olanların bilgisiz görüşleridir. Gerçekten bizler BOR madenine sahip çıkması gereken partinin CHP olması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Partimizi yalnızca ETİ holdingin yanlış uygulamalarının avukatlığını yapar durumundan kısa zamanda çıkarıp, gerçekten milli çıkarlarımıza yönelik bir üretim ve işletme programını hazırlamaktan mutluluk duyacağız. 

Çok yeni bir haber: BANDIRMA meclisinde aldığımız karara göre ÇİN deki bir kentle kardeş şehir oluyoruz. Bu şehrin en büyük özelliği ise ne biliyor musunuz? Bu kent, dünyanın öbür ucundan bizden işlenmemiş BOR cevherini alıp işleyerek satarak sanayiini kurmuş bir şehir. 

Bizim ETİ HOLDİNG, hala beceriksizliğini örtmek, Petrol-İş'le peşkeş işbirliğini sürdürmek ve kendisini kurtarmak için mecliste avukatlarını konuştursun...


Gönderen: Dr. Lale CURA (Y. Mimar Şehir Plancı)  

11 Şubat 2002

 

Cumhuriyet Gazetesinde okuduğum bir haber üzerine konuyu araştırarak size yazmayı uygun buldum. 

Gazetede Eti Holding'in yeni bir fabrika kurma girişiminden bahsediliyor. Yaptığım araştırma sonucu (holdingin Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel'e ilettiği rapora ulaştım)yeni fabrikanın Bandırma'da mevcut fabrikanın yanına kurulacağını öğrendim. 

Bor madenlerinin özelleştirilmesi konusunda Gürel'in verdiği mücadeleyi takdirle izlemiştim basından ancak web sayfanızı okuduğumda, basının konuyu farklı ele aldığını ve gerçek durumun basında okuduklarımızdan farklı olduğunu gördüm. 

Size asıl iletmek istediğim konu şu; Bildiğimiz gibi artık Ülkemiz kendini besleyen ülkeler arasında sayılamıyor. Yıllar yılı uygulanan hatalı tarım, hayvancılık, kentleşme politikalarının sonucunda verimli araziler yerleşim alanlarınca kuşatıldı. 

Sanayileşmeye evet ancak verimli topraklar üzerinde değil. 

Neden birinci sınıf tarım toprağı olan Trakya, Bursa, Adapazarı ovaları sanayie açılsın?! Mutlaka batıya yakınlık aranıyorsa, Kütahya, Burdur, Bilecik civarında kıraç topraklar var. Bu kesimden pekala Eskişehir ve İzmir'e raylı sistemle ulaşım bağlantısı sağlanabilir ve taşımacılık sorunu çözümlenebilir. Belki raylı sistem ve bu kesimdeki arazilerin sanayie uygunluğu açısından ilk yatırım maliyetleri bir parça yükselecektir ancak uzun vadede Ülkemiz çıkarlarına daha uygun bir çözüm olacağı açıktır. 

Bandırma ve çevresi de verimli toprakların bulunduğu alanlar. sözü edilen fabrikanın temelinin yakında atılacağını öğrendim ama belki de henüz geç kalınmamıştır. Sizinle doğrudan ilgili yazdığım konu bilemiyorum ama dikkatinizi çekmek için yazmayı düşündüm. 

Çalışmalarınızda başarılar.


Gönderen: Hakan KURT
11 Ocak 2002

 

Maden teknisyeni olmama rağmen maalesef çok sevdiğim mesleğimi yapamıyorum.Okulumu 7 yıl önce bitirmiş olsam da Gözüm hala mesleğimdedir. Ülkemizde ki yanlış politikaların kötü sonucunu bizzat yaşayan insanlardan biriyim. Madenciliği isteyerek seçtim. Toprağı seviyorum. Doğayı seviyorum. Ağaçları, yeşili haddinden fazla seviyorum. Okul günlerimde kendimi ayağımda çizme ile maden sahalarında hayal ederdim. Para istemiyorum, itibar da istemiyorum, mevki de istemiyorum. Kimseye muhtaç olmayacak kadar kazanayım, ayağımda çizmeyle mesleğimi yapmak istiyorum. Siteniz çok güzel hazırlanmış. Sık sık ziyaret edeceğim. Emeği geçen herkese teşekkürler. Saygılarımla.


Gönderen: Turgay TURHAN
3 Aralık 2001


Sayın Yetkili,

Evvela sizin şahsınızda bu siteyi azmettiren, fikir veren, destek 
veren, özetle maddi manevi emeği geçen herkese bir Türkiye vatandaşı olarak minnet borçluyum. Sitede yayınlanan bilgileri, arkadaş toplantılarında gündeme getiriyor ve bu mücadelenizde sizlere destek vermeye, acizane çalışıyorum.
İnsanların  olumlu tepkilerini çekebilmiş,borç batağındaki memleketimizin kurtulmasında son derece aktif rol oynayacak bu maden, sivil toplum örgütleri vasıtasıyla halkımıza daha çok anlatılmalı ve insanlar, perde arkasında olan olaylardan haberdar edilmelidir. Bu demokrasinin ve özgürlüğün gerektirdiği normal bir sonuçtur.

Hepinize minnet ve teşekkürlerimi sunar, başarılarınızın devamını 
dilerim.


Gönderen: Turgay YALÇIN
30 Kasım 2001

 

Bu memlekette ne kadar siyasi var ise, o kadar da cahil insan var.
Kardeşim, sadece bor değil yeraltı zenginliklerimiz var. Bir erkek
çıkıpta göğsünü gere gere bu ülkeyi dünyaya yeniden tanıtacak biri
yok ne diyeyim gardaş.
Sitenize diyeceğim yok. Ancak BOR  nedir dediğiniz zaman millet aval
aval bakıyor. Sizin bu konuda görsel basında da kendinizi tanıtmanız
lazım. Biz boru nerelerde kullanıyoruz; madde madde açıklayın bu millet
sizi tanısın.

Hoşçakalın


Gönderen: Adem TOSUN
10 Ekim 2001

Öncelikle böyle bir sitenin varlığından mutluluk duyduğumu belirtmeliyim. Ben D.P.Ü müh. fak son sınıf öğrencisiyim. Kütahyalı oluşum da bende bor minerallerinin bir gizeme sahip olduğu kanısını yaratır her zaman. Bu noktada sitenizi daha detaylı inceleyeceğim ve bilinçli mühendisler olarak boru her alanda iyi şekilde kullanma çalışmalarına özen göstereceğimi belirtmeliyim. Haklısınız neden biz roket yapıp satmıyoruz, yada daha nicelerini... Benim başka bir merak konum, bor minerallerinden fiber optik malzeme yapımı ve ne derece başarı sağlanacağı ? Bu konuyla ilgili bilgilere nasıl ulaşabilirim?  Sitenizde buna yer verir misiniz ? Yada bana bu konuda yardımcı olur musunuz ? Bora ve madenciliğe ilginizden dolayı teşekkür ederim. Bu siteden arkadaşlarıma söz edeceğim. Araştırmacı bir nesil geliyor artık...

 


Gönderen: Mutlu Er
29 Haziran 2001

 

Merhaba, sitede de belirtildiği gibi dünya rezervlerinin büyük bir kısmı ülkemizde bulunuyor. Benim bir yakınım, bor&perlit ve bir madde daha ilave edilerek üretilebilen yapı malzemesine patent aldı. Bu konu  ile ilgilenecek yatırımcı aramaktayız. Üretilecek malzeme tuğla ağırlığını 1,6 birimden 1 birime..... ısı geçirgenliğini ise 1 birimden 0,5 birime düşürmekte dayanıklılığı ise ( deprem ) 2 misline çıkarmaktadır. Üstelik üretim maliyetini yarıya düşürmektedir. Konu ile ilgilenirseniz detaylı bilgi patent,numune,teknik analiz v.b mevcuttur.

Saygılar.


Gönderen: Abdullah Özdemir Elk.Yük.Müh.
5 Haziran 2001

 

Sayın Yetkili,

Memleketimizin parça parça satılıp, yutulmasını isteyenleri önleme gayretinizi takdirle izliyorum.

Bu memleket, onları kahretmeye vesile olacaktır. Insallah sizler bu konuda önderlik edip bizleri ve devlet yönetimini bilgilendirmektesiniz. Devletin yetkililerinin dikkatli işlemler yapmalarını, hatta kanun ve talimatları yayınlamadan önce, beş on yıl sonrası için etkisini bilgisayarla matematiksel simülasyon işlemleri uygulayıp , görmelerine vesile olabilmektesiniz. Gelecek nesillerimizin bize beddua etmemeleri için gayret hepimizden, takdir Yüce Allahtandır.

Sevgilerimle, 


Gönderen: Deniz Avcı (Öğrenci)
30 Mayıs 2001

Gerçekten emek harcanmış bir site. Ben bir üniversite öğrencisi olarak çok beğendim. Eti holding'de staj yaptım ve bitirme tezim bor üzerine; istediklerimin hepsi mevcut.. Fakat bir kaç eksiklikler var. Bor ile ilgili bir takım tezler ve ödevler bulunmalı.. 

Saygılar sunarım tebrikler...


Gönderen: Serdar Cebeci
21 Mayıs 2001

 

Çok güzel hazırlanmış bir site. Konu bence çok önemli. Bu sitenin içerisindeki detaylar Devlet kademeleri tarafından biliniyor mu? Gerekirse Meclis araştırması gerektirecek boyutlarda olduğunu düşünüyorum.


Gönderen: Fatih Osmancıklı
21 Mayıs 2001

Sayın Yetkili; uzun zamandan baridir konunun hassasiyeti dolayısıyla bizlerde bu tip Türk insanını aydınlatacak içerikte bir site yapmak istiyorduk.Genel itibariyle sitenizi olumlu bulduk. Teknik verilerin ve uzman görüşlerinin de sitenizde yer alması daha olumlu olacağı kanaatindeyiz. Sizleri tebrik ediyor, her zaman destekleyeceğimizi belirtmek istiyoruz. Eğer mümkünse konu hakkındaki uzman görüşlerini e mail adresimize gönderir iseniz bu bilgileri konuyla etkili olarak ilgilenecek yetkililere bildirmek istiyoruz. Tekrar kutlar başarılar dileriz.

 

 


Gönderen: Hasan Hüseyin Pala
20 Mayıs 2001

Sitenize tesadüfen rastladım okuyunca ülkem adına çocuklarımızın geleceği adına üzüntü duydum. Bildiğim adreslere sitenizi yolladım. Bor madenlerinin önemini bilen biri olarak ne yapabileceğimi düşündüm. Öncelikle konuyu kamuoyu gündemine sokmak ve gündemde tutmak için çaba sarfetmek gerekiyor. Eti Holding e bir mail atarak durumu onlar nezdinde protesto ettim.


Gönderen: Atakan Selcuk
18 Mayıs 2001

 

Bor madenleri konusu belki de uluslararası bazı şirketlerin en fazla hassasiyet gösterdiği konulardan biridir. Gelecek yüzyılda yıldız savaşları vs gibi ileri teknoloji ürünü roket,mekik,vb gibi araçların gövdelerinde bor kullanılmaktadır. Avrupa'da uzay sanayinin gelişmesi bizim sayemizdedir ve bizim teknolojiden uzak kalmamız belki de elimizde değerleri bize unutturmuştur. Bence bor stratejik önemi olan bir madendir. Bu konunun daha detaylı irdelenmesi gerekebilir. Birçok yabancı ülkede olduğu gibi bizde de strateji birimi oluşturulup borun ülke ekonomisine gerçekte ne kadar faydalı olabileceği hesaplanmalıdır.

Saygılar,


Gönderen: Ergül Alaman (Öğretmen)
16 Mayıs 2001

 

Ben coğrafya öğretmeniyim. Böyle stratejik öneme sahip bir madenin ülkemizde işletilmeme sebebini anlatmakta çok güçlük çekiyorum. Acaba diyorum, "bor madeninin işletilmemesi ile ilgili gizli antlaşmalar mı var?" diye merak ediyorum. Basında da çıktığı kadarıyla işletilmiş olarak ihracat ettiğimizde, ülkemizin dış borcu gibi 7 kat gelir elde edilebilecek bir madeni işletemememizde mutlaka bir art niyet var diyorum.


Gönderen:  Atila Ayva (Sanayici - Eskişehir)
15 Mayıs 2001

 

Size, mücadelenize ve cesaretinize yürekten katılıyorum. Düşünün ki, okyanus ortasında bir adasınız ve size balık avlamak için izin vermiyorlar; balık avlamak için tekne almanızı yasaklıyorlar. Bordaki durumu buna benzetiyorum. Küçük çaplı da olsa bor işleme tesisi kurmak için araştırma yapmıştım. Fakat çıkardığım sonuç, bu şartlar altında mümkün olmadığı yönünde. Ayrıca konuya vakıf olduktan sonra, vicdanen rahatsızlık duymaya da başladım. İnanıyorum ki, bu konuda başarılı olacaksınız ve bizlerin de önünü açacaksınız. Sitenizin iyi bir takipçisiyim. Daha önceki sitenizden çıktı alıp, bir çok yere gönderdim. Bu konuda idarecilerimizin dikkatini çekmek için yaptığınız çalışmalara teşekkür eder, iyi günler dilerim.


Gönderen: M. Faruk Kurtuluş
15 Mayıs 2001

 

Bor konusunda lafta değil,tüm varlığımla sizi desteklemeye hazırım.

Saygılar:

 

ÇAĞDAŞ UYGARLIĞIN FELSEFESİ:OBJEKTİVİZM

Objektivizmin kıstası üretimin verimliliği ve üretici bireyin temel haklarıdır. Tek yaratıcı “Akıl-emek ve risk” dir. Bu anlamda kutsal olan bireydir. Bireyi temel almayan hiçbir sistem kalıcı, verimli ve doğru olamaz. Kolektivizm ve toplumculuk bencilliğin maskesidir. Din-devlet-milliyet-sağ-sol, hangi kılıkta olursa olsun, kolektivizm:Bunlar adına bireyden “çıkarlarından fedakarlık” beklerken, “akıl-emek ve riski” inkar ederek, bireyi sömürmekten öte bir amaç taşımaz. Bireyi itaat etmesi gereken bir kul-köle olarak görür. Haydut-bürokrat-partili yamyamlar işte böylesi sistemlerde ön plandadırlar. Bunlar fırsatları değil, “insanları” eşitlemeye çalışırlar. Amaçları sefaletin kalkması değil, sefaletin felsefesini yaparak, aklımızı felç etmektir. Hiçliği-kulluğu-itaati-kamusal,dinsel v.s fedakarlıkları-zorbalığı öne çıkararak bireyin aklını felç ederek onun tercih haklarını gaspeden böylesi felsefeciklerin tuzağına düşmekten, ancak objektif bir felsefeye sahip olarak korunabiliriz. Yoksa bu yavuz hırsızlar herzaman ev sahibini bastırırlar.!!! Mesela “sosyal devlet” edebiyatı ile 30 milyar dolarlık telekomu sattırmayı engelleyip devleti yüzde yüz zarara sokar; bol keseden dağıtıp kamu açıkları oluşturur, yerli-yabancı sermayeyi kaçırtır, böylece devleti borç batağına sokup, yüksek faizle borç alma mecburiyetine sokar, sonrada “rantiyeciler” edebiyatına yatarak, devletin çamura yatmasını yani konsilidosyon yapmasını isterler. Sebeplerin değil sonuçların peşinde koşarak milleti kör kendilerini alim sanan bu aklıevvel budalalar, ne yazık ki egemendirler. Hepsi “devleti kurtarma” edebiyatı ile başa Felaketi yaratıp, sonrada bunun “tellallığını” yapmak gibi bir aczin içinde olmak, böylesi felsefeciklerin ortak noktasıdır. Ancak sonuçları ustaca kullanarak, sebeplerin üstünü küllemek te üstlerine yoktur. Başkalarını suçlamak-tesadüflere sığınmak-sol gösterip sağ vurmak- ve daha binbir suratla, işin içinden-ama özünde milletin bilinçsizliğinden- sıyrılmasını becerdiklerini sanırlar. Ama sonuçta uydurdukları masallar ayaklarına dolanır kalır. Ne Hitler ne Stalin ne de Osmanlı var kalmayı beceremedi. İşte gerçek de bu, mızrak çuvala sığmaz..! Bitki olduğu yerde SABİT beslenerek, hayvan AVLANARAK, insansa AKLI ile var kalabilir. Akıl dışı yamyamlıklar ile elde edilen ganimetler asla kalıcı olmaz .. OBJEKTİVİZM bireyin mutlu, sağlıklı, huzurlu ve üretken olmasını sağlarken; yamyamların provakosyonlarına kapılmamızı da önle r.. Suni , yapay bölünmeleri kaldırarak “böl-yönet” tuzağını da bozar..


Gönderen: Hakan Özşenlik
12 Mayıs 2001

 

Memleketimim topraklarında bu kadar geniş bir kullanım alanı, stratejik, gelecekte daha fazla önemi olacağı anlaşılan böylesi bir maden, nasıl oluyor da hak ettiği değeri göremiyor anlayamıyorum. Memleketimin yönetimini emanet ettiğimiz sayın yöneticiler kimlere hizmet ettiklerinin farkındalar mı acaba? Okudukça öğrendikçe kızgınlığım ve öfkem artıyor.

Çalışmalarınızda başarılar dilerim.


Gönderen: Y. Ridvan Ünal (Kırka Belediye Başkan Adayı)
8 Mayıs 2001

 

Sayın Hasan bey,

Sizin Kırka'ya fabrika yapmanızdan sonra ben çok umutlanmıştım nihayet özel sektör borun farkına vardı diye. Ama maalesef umutlarımız çabuk söndü. Bir devlet kuruluşunu elinde tutanların, milletine düşman, madenlerine düşman, değerlerine düşman olduğu böyle bir sistem, böyle bir düzen Afrika'da dahi yok.

Sizin hukuk mücadelenizden umutluyum. Ama bozacının şahidi şıracı olmuş. Bütün bu haksızlıklar bütün bu yolsuzluklar zaten kitabına uydurularak yapılmıyor mu?

Ben şimdi sadece gelecekten umutluyum. Bugünkü sancılarımız inşallah yeni bir düzeni doğuracak. O düzen de Atatürk'ün ilk yıllarındaki gibi halkla ve milletle oluşacak. O zaman siz yabancılardan daha ucuza boru satın alabileceksiniz. Az kaldı. 

Mücadeleyi bırakmak yok.

Benim tarlamdan çıkan boru peşkeş çekenlere yuh olsun. Benim toprağımı bana vermeyenler bunun hesabını bir gün mutlaka verecektir. 

O gün yakındır.

Selamlar

 


Gönderen: M.Faruk Kurtuluş
5 Mayıs 2001

 

Değerli Yöneticiler; 

Sitenizi inceledim ve bir kez daha kahrettim bizi on milyar dolar için el kapılarında dilenci yapanlara..Bir "BEYAZ BOR" oprasyonu neden başlatmıyor savcılar, jandarma-aynen beyaz enerji-gibi? Sizi yürekten destekliyorum. Konu hakkında başta Sezer ve ilgili bakanlara bir ihbar maili çektim ve bağlı olduğum sivil örgütlere de bir kampanya önerdim.. 

Mücadeleye devam..

Saygılar...


Gönderen: Cüneyt Küçükkara
4 Mayıs 2001

 

Merhaba; 

Ben Meslek Lisesi Döküm Bölümü öğretmeniyim. Öğencilerimizin hızla Meslek Liselerinden kaçıp Üniversite kapılarında biriktiği ve issizler ordusunu oluşturduğu bir dönemde ülkemiz madenlerinin en verimli bir şekilde isletilip yeni iş alanları oluşturmak Devletimizin ve bizlerin en önemli görevleri arasında olmalı. Ben bir eğitimci olarak doğal zenginliklerimizi isleyip bu ülkenin güzel insanlarına faydalı olabilecek Teknik Elemanları yetiştirmenin arzusu içerisindeyim. Sayın yetkililer lütfen bizi anlayın. Meslek Liselerine bir bakın. Bir çok alanda olduğu gibi Dökümcülükte de Bölümler kapanıyor. Hep birlikte hareket edersek çözemiyeceğimiz problem yoktur. Lütfen biraz sağduyu...


Gönderen: Ömer Zorba
30 Nisan 2001

 

T.C. Danıştay 1. Dairesinin verdiği bu karardan sonra dahi bor madeninin yerli sanayicilere makul fiyattan satılmamasını çok ilginç (!) bulduğumu söylemeliyim. Üstelik bor rezervlerinin % 66'sını elinde bulunduran bir ülkede, bu hammaddenin yerinde işlenerek elde edilen katma değerden ülkenin yararlanmasını engellemenin mantığını anlamakta oldukça zorluk çekiyorum. Galiba gerçekten çok ilginç bir ülkeyiz. İlginçlikler sadece bor madeni ile sınırlı da kalmıyor, maalesef....Siyasetin elinin ekonomiden çekilmesi, ekonomide herşeyden önce Dünya gerçeklerini de gözardı etmeyen, ana çerçeveleri belli fakat belirli ölçüde de fleksibl milli bir politikanın uygulanması gerektiği açıkça görülmektedir. Şunu gerçekten merak ediyorum; böyle bir hammaddenin Dünya üzerinde 2/3 ünü elinde bulunduran bir ülkede bu ürünü işleyen, ihraç eden büyüklü küçüklü kaç işletme var? Bor madeninde dünya piyasasını yönlendirmesi gereken bir ülkenin, bu hammaddeden elde edilen ürünleri dışarıdan ithal etmesinin mantığını lütfen bana anlatabilir misiniz, veya bunu bana anlatabilecek birini tanıyor musunuz?


Gönderen: Halid Özkul
24 Nisan 2001

 

Bu çok önemli konunun aslında TV ana haberlerinde sürekli irdelenmesi, gazetelerde de sürmanşet geçilmesi gerekir. Milli duygularını kaybetmemiş ülkelerde böyle olur. Siteden mükemmel bir biçimde zevk aldım konuyu bütün makaleleri ile tekrar inceleyip ileride yayınlamayı düşündüğüm kitabımın içine alacağım. Bu belgeler "vatan, millet, sakarya" edebiyatı altında sahtekar milliyetçilerin gerçek yüzünü sergilemektedir. Bu konu milli petrollerimiz için de geçerlidir. Bu siteyi yaratanları yurtseverler olarak kutluyorum. Türk halkını milli meselelerle daha yakından ilgilenmeye çağırıyorum. Namussuzlar ve vatan satıcıları cezalandırılmalıdır. Çalışmalarınızda başarılar dilerim...


Gönderen: Etham Tunalı
23 Nisan 2001

 

Bor madenleri millileştirilmelidir. Sizleri gönülden destekliyor ve çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

Saygılarımla,


Gönderen: Yücel Tarım
17 Nisan 2001

 

Bor konusu bir skandaldır. Bu skandal esas rantiyenin siyasilerin olduğuna ve siyasilerin ellerinde tuttukları rant imkanlarını bırakmamak için verdikleri savaşa güzel bir örnektir. Zaten son krize de bu yüzden girmedik mi ...

 


Gönderen: Yahya Kemal Hotamışoğlu
13 Nisan 2001

Bütün kalbimizle milli madenciliğimizi destekliyoruz. Ne mutlu Türküm diyene.


Gönderen: Seyfettin Tıkız
10 Nisan 2001

 

Ülkemizin içinde bulunduğu şu sıkıntılı günlerde, birkaç milyar dolar için elalemin elini, eteğini öpen devletluları neden 1 trilyon dolar değeri olduğunu bildiğimiz bor madeninden gerektiği gibi yararlanmayı düşünmüyorlar? Doğrusu bu ülkeyi düşündüklerine inanmıyorum. Bu ülkeyi ve bizleri düşünselerdi bir gecede (21 - 22 Şubat 2001) merkez bankasından 7,5 milyar doların uçurulmasına göz yumarlar mıydı? Evet bor madenleri millileştirilmelidir. Özelleştirme adı altında peşkeş çekilmemesi için elimizden geleni yapmalıyız. Bu konudaki çalışmalarınızı canı gönülden destekliyor ve çevremde bu konuda sürekli komuoyu oluşturmaya çalışıyorum. 


Gönderen: İhsan Kuruoğlu (İlk Haber Gazetesi Editörü)
10 Nisan 2001

 

Sayın Çetin...... 

Peroksit dosyasını sitenize anlaşılabilir en makul ve akıcı bir şekilde monte etmişsiniz. İlk Haber,  bir şekilde mesleki sorumluluğu gereği bu ve benzeri konuları ele almaya elbette tüm baskılara rağmen ülkemizin geleceği adına devam etmelidir-edecektir. Ancak işinizle ilgili duyarlılığınızı yurtseverlik yüreğinizle yoğurup sütunlara ve sayfalara böylesine bağlayıcı aktarabiliyor olmanız hasabiyle asıl teşekkürün size edilmesi gerektiğine inanıyorum.....Peroksitin 650 dolardan başlamak üzere kademeli olarak 800 dolara -ilk etapta- fatura edilmesi söz konusu...

Selamlarımla


Gönderen: Tahir Ongur
5 Nisan 2001


Çok etkilendim. Bütün sayfaları bastırdım. Yeniden okuyacağım.


Gönderen: Cenk Erdal
4 Nisan 2001

 

Sizin gibi üç beş tane menfaati bozulan kişi yüzünden bunun faturası 

bütün millete çıkmaktadır, sizin (ve Enis Öksüz, Mümtaz Soysal gibiler) 

yüzünüzden memleket bugün bu hallere düşmüştür.

Kusura bakmayın ama, siz bu kafayla hiçbir yere gelemezsiniz.

Gönderen: Cem Gerçek
14 Mart 2001

 

Ben 9 Eylül Üniversitesi Maden Müh. Bölümü 3. sınıf öğrencisiyim. Ben borun ülke için ne kadar STATEJİK ve önemli olduğunun bilincindeyim ve kesinlikle devletleştirilmesi taraftarıyım. Fakat beni üzen borun öneminin bilinmemesidir. Bor minerali bilindiği gibi teknolojinin bel kemiğini oluşturan bir hammaddedir ve özellikle de uzay sanayiinde kullanılmaktadır. Bunun kadar önemli bir mineralin özelleştirilmeye çalışılması Türkiye aleyhine çalışmaktan başka birşey değildir. Borda da, asbestte olduğu gibi diğer ülkeler tarafından oyuna getirilmememiz konusunda dikkatli olmamız gerektiğine inanıyorum( 80'li yılların başında Kanada dünya çapında asbest üretimini kanserojen olduğu gerekçesiyle yasaklatmış, sonra kendisi üretimine devam etmiştir!) Umarım kısa zamanda vekillerimiz de bunun farkına varırlar ve borun özelleştirilmesinin önünü keserler.

Başarılarınızın devamını dilerim. 


Gönderen: Savaş M. ÖZAYDEMİR (Eskişehir Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı) 
 25 Şubat 2001

 

Eskişehir Güçbirliği Holding de, "BOR" işletmeleri için çalışma başlatmıştır (ESO yapıyor). Siteniz, çalışmalarınız ve gayretleriniz fevkalade.

Şu link de çok enteresan. http://www.ntvmsnbc.com/news/66688.asp

Sizin görüşlerinizden de istifade etmek isteriz.

Selamlar.


Gönderen: Can Celem
15 Şubat 2001

Pek çok diğer alanda olduğu gibi siyasilerin elinde ülke potansiyelinin ne kadar vahim bir şekilde carcur edildiğine bir örnek daha. Hazır gündemde yer alırken konu ile ilgili kamuoyu oluşturmaya "background" sağlaması açısından çok faydalı bir site. Elinize sağlık.


Gönderen: Latife Türkmengil
16 Ocak 2001

  Şirketiniz ile Eti Holding arasındaki anlaşmazlığı  1997 yılında tesadüfen Hürriyet gazetesinde çıkan bir yazıda okumuştum. Aradan geçen bunca zamandan beri Türkiye şartlarına göre çözümlenmemiş olması çok doğal, hukuk savaşının daha çok uzun zamanınızı alacağı belli, düşünüyorum da oyunun başka kuralları da olmalı

Selamlar,


Gönderen: Cumhur Demirtoka
4 Aralık 2000

Boraxtr.com

Sitenizden fazlası ile etkilendim. Malesef güzel yurdumuz bir kevgire çevrilmiş biraz bordan, biraz bankadan, biraz ordan derken heryerinden kan kaybediyor. Ne yapmak gerekiyor bilemiyorum. Atatürk kurtuluş savaşı sırasında telgrafla mucizeler yarattı. Şimdi haberleşme imkanları öylesine çok ki haber gürültüsünden çığlıklar yok olup gidiyor.

 

Bu haber gürültüsü içerisinde kendimce birşeyler yapmaya, en azından sizler gibi sitemden haykırmaya çalışacağım.

 

Bu amaçla bir kaç site hazırlıyorum. Bunlardan birisi  http://www.zamanolurki.com Bu sitenin amacı sizin 1959 da olduğunu iddia ettiğiniz türden olayların bir anlamda kayda geçirilmesi, isim taraması ile bulunabilmesi, diğer siteler yardımı ile duyurulmasını sağlamaktır.

 

Site özünde okuyuculardan gelecek anı -belge- yorumların saklandığı açık bir arşiv niteliği taşıyacak. Sizin örneğinizde olduğu gibi zaman isim ve olayların netlikle belirtildiği sayfalar ayrıca sınıflandırılacaktır.

 

Henüz kimseye tanıtılmadığı için ziyaretçisi de yok.

 

Sitemize sitenizin bir özetini ve iki sayfa  kopyasını koyduk. Bundan rahatsız olmayacağınızı sanıyor ve umuyorum. Elbette kaynak belirttik.

 

Sitemizdeki arama kutusuna boraks veya benzeri bir kelime girerseniz bahsettiğim sayfalar listelenir.

 

Eğer hoşlanmadı iseniz veya izin vermiyor iseniz lütfen  bildirin. Derhal çıkartırız.

 

Amacımız bir emrivaki yapmak değildi. Sitemizi henüz kimse ziyaret etmediği için sakınca görmedik.

Saygılarımla.

 

Cumhur Demirtoka


Gönderen: Taylan Erten (Araştırmacı-Yazar)

9 Ekim 2000

 

Sayın Hasan Çetin,

E-mail mesajınız ile birlikte boraks ile ilgili web sitenizi de aldım. Siteyi ilgiyle okudum. Bu bor meselesi sizin gibi, benim de meslek yaşamımın hiç değişmeyen gündem maddelerinden ve çözümlenemeyen sorunlarından biridir.

DÜNYA gazetesini uzun süredir okuduğunuzu varsayarak, bir hatırlatmada bulunayım: Rahmetli yazarımız ve ağabeyimiz Fasih İnal bu konuyu uzun yıllar izleyip, defalarca yazmıştı.

Verdiğiniz bilgilerden bir kere daha gördüm ki, yazmayla çizmeyle bazı şeyleri değiştirmek mümkün olamıyor.

Ama, anladığım kadarıyla siz bu sektörün içindesiniz ve sorunu yaşıyorsunuz. Ben de gazeteci olarak, sizin temel yaklaşımınızı benimsiyorum. Bu ülke ne yazık ki imkanlarının farkında bile değil. Gene de, bor gibi büyük çıkarların devşirildiği, paylaşıldığı bir ulusal varlık konusunda duyarlılığı diri tutacak çabaların sürdürülmesi gerektiğini düşünüyorum.

Sitenizi bu bakımdan çok yararlı buldum. Bende oradaki bilgilerden yararlanarak sorunu kamuoyuna yansıtmak için katkıda bulunmaya çalışacağım.

 

İyi dilekler ve saygılarımla,

 

Taylan Erten


Gönderen: Asaf  Savaş Akat (Araştırmacı-Yazar)
2 Ekim 2000

Siteniz güzel olmuş. Kutlarım.

Sevgiler, başarılar,

 


Gönderen: Emre Heper (Eskişehir Sanayi Odası Sekreteri)
26 Eylül 2000

 

Sayın Çetın , 

Sayfayı çok emek sarf ederek ortaya çıkardığınızı zannediyorum. Gerçekten olayı tüm açıklığıyla ortaya koymuşsunuz. Bizim sistem devreye girince link atabilirsiniz. 

Sevgiler,


 

Tel :  0532 . 2624975  e-mail : borax@boraxtr.com

  borax@boraxtr.com