Bor madenleri millileştirilmelidir...

Bor madenleri millileştirilmelidir... 

Bor madenleri millileştirilmelidir... 

Bor madenleri millileştirilmelidir... 

Bor madenleri millileştirilmelidir... 

Bor madenleri millileştirilmelidir... 

"Hiçbir ülke... ulusal kaynaklarını, büyük devletlerin güdümünde ve onların menfaatleri doğrultusunda faaliyet gösteren uluslararası kuruluşların politikalarına ve onların yönlendirdiği çokuluslu yabancı şirketlere bırakamaz."

 

İsmail Hakkı Arslan

Eti Holding Eski Genel Müdürü

 

 

 "Toplumun etik ve hukuksal kurallarını ihlal eden yolsuzluk yanında, dar bir çevreye büyük çıkarlar sağlanmasına olanak veren, kamu kaynaklarını belirli çevrelerin çıkarlarına dönüştüren, kıt kaynakların kamu yararına eşitlik ve adalet ilkelerine uygun, akılcı kullanımına engel olan tüm siyasal ve yönetsel yozlaşmaları da yolsuzluk kapsamında ele alıp değerlendirmek zorunlu duruma gelmiştir."

 

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER'in TBMM açış konuşması 

Eylül 2000

 


 

Etibank ihracatta ne kadar komisyon veriyor ?

Yani uzun lafın kısası Etibank "Bor Ltd fiyatları kırarak piyasayı bozar" diyor. Oysa Bor Ltd tonu 417 dolardan boraks ihraç ederken Etibank'ın ihraç fiyatı 314 dolardır. Yani Etibank 103 dolar daha ucuza mal satıyor. Ama Etibank'ın Avrupa'daki pazarlama şirketleri boraksı asgari 500 dolardan satıyor. Şimdi buradaki inceliğe dikkat: Pazarlama şirketleri 186 dolar pazarlama farkı alıyorlar ama bu paradan ülkeye hiç döviz girmiyor. Yani ülkeye giren döviz sadece 314 dolar. Peki gerisi ne oluyor ? Pazarlama şirketlerine komisyon olarak kalıyor. 

Fasih İNAL 

17 Ekim 1996 DÜNYA

Etibank’ın yazısında ilginç bir paragraf var “Etibank rafine bor ürünleri üreten tesislerin yatırımını planlıyor, ama teknoloji satın alması mümkün değil, zira rakipler teknoloji vermiyorlar. Onun üzerine Etibank kendisi teknoloji üreterek yeni yatırımlar gerçekleştiriyor” dedikten sonra bizim yazımıza bir gönderme yaparak  “Bu mudur bor madenlerinin üzerine oturarak hiç birşey yapmak? Yoksa yıllardır yurt dışına ham bor satan özel sektör firmaları mı görevini yapmamıştır? Onu düşünmek lazım” diye ilave ediyor.

Aslında gerçekten düşünmek lazım. Acaba bu satırları Etibank’ın teknik servisleri değil de kimya sanayii hakkında zerrece bilgisi olmadığı için kurdukları fabrika binalarını görüp de muazzam bir sanayi yarattıkları zehabına kapılan ticaret ya da pazarlama servisleri mi yazmıştır?

Etibank bordan neler üretiyor? Borik asit, boraks dekahidrat, boraks pentahidrat, sodyum perborat gibi ürünler... Bunlar bor tuzu minerallerinden çok basit kimyasal işlemlerle elde edilen ürünlerdir. Mesela borik asit elde etmek için bortuzu, bildiğimiz sülfürik asit ile reaksiyona sokulur, sonuçta alçı taşı açığa çıkar, borik asit elde edilir.

Ya da botuzu ısıtılıp tekrar soğutulduktan sonra santrfüjden geçirilir kurutmaya sevkedilir, oldu boraks.

Boraks dekahidrat gibi ürünler de tinkalin rafine edilip zenginleştirilmesi ile elde edilir.

Şimdikiler pek hatırlamazlar ama, 1960-1970’li yıllarda Kemal Göknur isminde bir kimya mühendisi Bandırma’da kurduğu basit bir imalathanede Etibank’ın milyarca dolar dökerek fabrikalar kurduğu üstüne üstlük “Rakipler teknoloji vermedikleri için kendimiz teknoloji üreterek bu işi başardık” diye göğsünü kabarta kabarta bir marifetmiş gibi anlattığı ürünlerin hepsini imal etmekteydi.

Madenleri devletleştirilmesinden sonra Etibank hammadde vermeyince bu imalathane kapanmak zorunda kaldı. Akıl alır şey değil ama, koca Etibank bir küçücük imalathaneyi kendisine rakip görmüştü. Yani şunu söylemek istiyoruz, borik asit ya da boraks üretmek demek öyle atom santrali kurmaya eşdeğerde bir sanayi değildir.

Ama kullanılan teknoloji lise kimya bilgisinin ötesinde olmamasına rağmen Etibank rakiplerin teknik bilgi vermediklerinden yakınmaktadır. Çünkü aslında yukarıda bir iki satırda özetlediğimiz işleri yapabilmek için Etibank uzmanları yıllarca uğraşmışlardır. O da ayrı bir garip maceradır ya; lafı uzatmamak için geçelim.

Öte yandan 1960-1970’li yıllarda ufak imalathaneleri bile kendisine rakip sayan Etibank, bugün de ayni kafadadır ve kendi üretiminin belki de yüzde biri kadar ihracat yapan firmaları bile yaşatmamak için elinden geleni yapmaktadır.

Nitekim 6-7 yıl önce Ülker grubu asit borik üretmek üzere bir tesis kurdu. Ancak Etibank derhal tinkal fiyatlarını yükseltince Ülker fabrikayı kapatmak zorunda kaldılar.

Etibank Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yazdığı yazıda şöyle diyor:

“Kurumumuzun arzusu dışında ve kendi inisiyatifi ile kurulmuş olan Bor Ltd. Firması, bizden aldığı tinkal cevheri ile boraks dekahidrat üreterek kurumumuzla rekabete girmektedir. Halbuki Bandırma’da boraks dekahidrat tesisimizde üretim 25-30 bin tonla sınırlı tutulmakta ve fabrikanın diğer üretim imkanları pentahidrata kaydırılmaktadır.(....)

Bor Ltd.’in daha düşük fiyatlı boraks dekahidratı pazara sürmesi halinde ülkemizin bor gelirlerindeki menfi gelişmeyi dikkate alması mümkün olmamaktadır.(....) Ancak devlet kuruluşu sorumluluğu içinde hammadde vermemek ya da fiyatları aşırı yükseltmek (!) ya da boraks dekahidrat sattığı müşterilerini elinden almak gibi zorlayıcı tedbirlere yönelinmemektedir.”

Yani uzun lafın kısası Etibank “Bor Ltd. Fiyatları kırarak piyasayı bozar” diyor. Oysa Bor Ltd. Tonu 417 dolardan boraks ihraç ederken Etibank’ın ihraç fiyatı 314 dolardır. Yani Etibank 103 dolar daha ucuza mal satıyor. Ama Etibank’ın Avrupa’daki pazarlama şirketleri boraksı asgari 500 dolardan satıyorlar. Şimdi buradaki inceliğe dikkat; pazarlama şirketleri 186 dolar pazarlama farkı alıyorlar ama bu paradan ülkeye hiç bir döviz gelmiyor. Yani ülkeye giren döviz sadece 314 dolar. Peki gerisi ne oluyor? Pazarlama şirketlerine komisyon olarak kalıyor.

Yani Etibank pazarlama şirketlerine korkunç oranda kar veriyor. Amma da cici mama! Şimdi ambalajlama nakliye gibi masraflardan söz edilecek. Ancak bunlar ton başına ne kadar tutar acaba?

Eğer bor ürünlerinin ihraç edilmek üzere satışı serbest bırakılacak olursa özel sektör yaptığı satışlardan ülkeye ton başına hem 418 dolar döviz getirecek hem de Etibank 314 dolardan ihraç yapıp da dışarıda 500 dolardan boraks satamayacak. Olay bu kadar basit.

Şimdi anlaşılıyor mu neden Etibank’ın bor rezervleri üzerine oturduğu ve bunları kimseye koklatmamak için nasıl kırk dereden su getirdiği.

Bakın Etibank bu konuda ne cevherler yumurtluyor:

Türkiye’de rafine bor ürünleri teknolojisinin geliştirilmesi ve tatbikatında en önemli rol almış kuruluş tartışmasız(!) Etibank’tır. Ürün kalitelerinin geliştirilmesinde ve ürün çeşitliliğinin artırılmasında ülkemizin son yıllarda kaydettiği önemli gelişmelerin bor üretim ve ticaret hakkının kurumumuza verilmesinde sonra görülmesi, Etibank’ın bu yöndeki çabalarının sonucudur. Ham ve boraks dekahidrat, boraks pentahidrat ve borik asit gibi rafine bor kimyasallarının kurumumuz tekelinde kalması dışında bor ihtiva eden bor karbür, cam yünü ve benzeri uç ürünlere yatırım yapılması kurumumuzca teşvik edilmektedir.”

Şu koca Etibank’ın söylediklerine bir bakın... Ham bor, boraks dekahidrat, penta hidrat, borik asit gibi basit proseslerle Etibank uğraşacak ama iş daha sofistike ürünlere gelince onların özel sektöre üretilmesi için lütfedilip teşvik bile verilecek. Oysa tamamen tersinin olması ve basit şekilde üretilen mamullerin özel sektöre bırakılarak bor karbür, cam yünü ve benzeri ürünlerin hem sermayesi yüksek olan hem de daha fazla teknik bilgisi(!) olması gereken Etibank’ça üretilmesi gerekmez mi? Ama bir boraks, bir borik asit vb. gibi basit bor türevlerini bile üretmek için teknik bilgi bulamadığından yakınan Etibank’ın cam yünü üretmesini beklemek de fazla hayalcilik olmaz mı?

Aslında Etibank daha 1950’li 1960’lı yıllardan beri ayni kafada gidiyor. Özel sektörden hem fiyatça daha ucuza ihracat yapıyor, hem haksız şekilde yurt dışında döviz blokajına sebebiyet veriyor, hem de kimsenin bor madenine elini sürmesine kesinlikle müsaade etmiyor.

Acaba sebebi ne ola ki? 

 

Tel :  0532 . 2624975  e-mail : borax@boraxtr.com

  borax@boraxtr.com