|
``Dünya Bor Borsası`nı iki kutuplu halde ABD ve Türkiye belirlemektedir.
Eti HoldiNg, bor madenlerini ham cevher olarak satıyor. ABD ise rafineri
olarak pazarlıyor. Rafineri bor 400-450 dolar, ham cevher bor ise 200 dolar
civarında. Eti Holding, bundan böyle bor madenini ham cevher olarak
satmayacak. Bor üretimini 1 milyon 200 bin tona çıkartacağız.``
"AB BOR KULLANIMINA KARŞI"
Bor üretiminde içte ve dışta büyük engellerle karşılaştıklarını
anlatan Gözler, AB ülkelerinde bor kullanımına karşı kampanyaların başlatıldığını
kaydetti. Gözler, şunları söyledi:
``Hollanda`nın başını çeken bazı AB üyesi ülkeler, bor kullanımına
karşı mücadele başlattı. Bor madeninin cam sanayiinde kullandırılmaması
için girişimler var. Bu bizi sıkıntıya sokacak. Bor kullanımına karşı
olan ülkeler, borlu torbalar üzerine kurukafa işareti koyarak bu madeni
tehlikeli göstermeye çalışıyorlar.``
"DEVLETİN BOR POLİTİKASI DOĞRUDUR"
Bor madenlerinin özelleştirilmemesi gerektiğini vurgulayan Eti Holding
Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Gözler, devletin izlediği bor
politikasının doğru olduğunu savundu. Eti Holding`in bor sahalarında
yer alan çeşitli madenleri özel sektöre açtıklarını anlatan Gözler,
sözlerini şöyle tamamladı:
``Bor sahası içinde yer alan madenlerin çıkarılmasını özel sektöre
açtık. Halen 20 sahada özel sektör çalışıyor. Devletin bor politikası
doğrudur. Bor madenleri özelleşmemeli, ancak bu konuda özel sektör ile
işbirliğine hazırız. Devletle işbirliği yapılabilir. Ama daha güçlü
yatırımlar yapmak şart oldu. Kullanamadığımız, çıkaramadığımız
madenler bizim değildir. Türkiye`de madenciliğin sorunlarını Türk
madencileri çözer, başkaları değil...``
Kaynak: Ajanslar 8 Ekim 2002
Amaç pazarı yok etmek
İSTANBUL- Bor madeniyle ilgili başlatılan kampanyaları gazetemize değerlendiren
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Başkanı ve İTÜ Maden Fakültesi
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güven Önal, AB’nin bu şekilde davranışlarının
temelinde, ‘sadece ABD ve Türkiye’nin söz sahibi olduğu bor pazarını
yok etme’ çabalarının olduğunu söyledi. Şimdilik Avrupa’da bir rüzgârın
estiğini belirten Prof. Dr. Güven Önel, “Tabii bir anda bütün
Avrupa’yı sarması mümkün değil. Ancak başta Hollanda, Almanya ve Belçika
olmak üzere birçok ülkenin yoğun çabaları var. İçerisinde bor olan
ürünlerin ambalajlarına kuru kafa işaretleri koyup tüketiciyi telaşlandırıyorlar”
dedi. Konunun ekonomik ve politik bir olay olduğunu ve siyasi bir tepki
olarak değerlendirmek gerektiğini düşünen Prof. Dr. Güven Önel şunları
söyledi: “Fakat bu şekildeki davranışların temelinde yalnızca Türkiye
ve ABD’den temin edilebilen bor madenine bağlı olmak istememe gibi bir düşünce
var. Bugüne kadar bor madeninin insan ve çevre sağlığı açısından gözle
görülür somut bir zararı tespit edilebilmiş değil. Aksine ilaç
sanayinde birçok ilacın katkı maddesi olarak yıllardır kullanılıyor.
Eğer sağlığa zararlı ise sağlık için zararlı bir maddenin kullanılması
mümkün olabilir mi? Keza deterjan sanayinde kullanılıyor. Çünkü bor
dezenfektan bir maddedir. Öyleyse borun çevreyi kirletmesi de mümkün değil.
Bütün AB ülkelerinde bu şekildeki bir tavrın temelinde Almanya ve çevresindeki
ülkelerin anlamsız çabaları var. Sadece ABD ve Türkiye’nin söz
sahibi olduğu bor pazarını yok etme çabaları var. Ancak cam sanayinden
uzay sanayine kadar birçok alanda kullanılan bor madenini, Avrupa’nın
yok sayması mümkün değil. Bunlar sonuçsuz çabalardır.
|