Bor madenleri millileştirilmelidir...
BOR GAZETESİ

 

 

 

 

 

 

 

Bor madenleri millileştirilmelidir... 

 

Sitede arayınız

 

 

 

 

 

 

 

Bor Kapanı kitabı Türkiye'nin bor sorununu ele alıyor:

- Türkiye bor madenlerini neden değerlendiremiyor?

- Ülkemizin bor madenlerini uluslararası kartel ve aracılar nasıl esirleştirdi, bor madenlerimiz nasıl kapana kondu?

- Bu esirleştirme sürecinde yaşanan olaylar, yaşayan insanlar, tarihler ve rakamlar...

- Bor madenlerimizi bu kapandan kurtarmanın yolları... 

 

 "Toplumun etik ve hukuksal kurallarını ihlal eden yolsuzluk yanında, dar bir çevreye büyük çıkarlar sağlanmasına olanak veren, kamu kaynaklarını belirli çevrelerin çıkarlarına dönüştüren, kıt kaynakların kamu yararına eşitlik ve adalet ilkelerine uygun, akılcı kullanımına engel olan tüm siyasal ve yönetsel yozlaşmaları da yolsuzluk kapsamında ele alıp değerlendirmek zorunlu duruma gelmiştir."

 

10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER'in TBMM açış konuşması 

Eylül 2000

 


 

 

III. ULUSLARARASI BOR SEMPOZYUMU SONUÇ BİLDİRGESİ

 

BASINA VE KAMUOYUNA

 

TMMOB Maden Mühendisleri Odası, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü ve Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 3. Uluslararası Bor Sempozyumu, 02 – 04 Kasım 2006 tarihlerinde Ankara MTA Salonlarında gerçekleştirilmiş olup Sempozyum sonuçları aşağıdadır:

 

- Dünya bor rezervlerinin yaklaşık % 75’ ine sahip olan Türkiye, dünyada bor ülkesi olarak adlandırılabilecek tek ülkedir. Sahibi bulunduğu bor madenleri, yüksek tenörü, rezerv büyüklüğü, işletme kolaylıkları ile gerek kalite ve çeşitlilik, gerekse de üretim maliyetlerindeki rekabet üstünlükleri açısından büyük avantajlara sahiptir. Bu nedenlerle, Türkiye’nin dünya bor pazarında lider olarak yer alması gerekmektedir.

 

- Dünya bor piyasası toplam 1,5 milyar Amerikan Doları düzeyindedir. Türkiye' nin bugün için bu pazardaki payı 400 milyon Dolar civarında seyretmektedir. Kamu tekelinden vazgeçilmesi durumunda özel firmaların daha rasyonel çalışacağı ve kazancın artacağı varsayımı doğru değildir. Çünkü, genel olarak   bor işletmeciliğinde ortalama maliyetler ile ortalama satış fiyatı arasında ciddi farklar bulunmaktadır. Özel sektör işletmeciliğinin böylesi  bir kazanca yapabileceği fazla bir katkı yoktur. Aksine; özel şirketler arasındaki rekabet, 1978 öncesinde olduğu gibi fiyatların ve toplam ülke kazancının düşmesine neden olacaktır. Kaldı ki, yerli madencilik şirketlerinin uluslararası maden tekellerinin karşısında tutunabilecek güçleri bulunmadığından, bor rezervlerinin kısa sürede söz konusu tekellerin eline geçmesi de kaçınılmazdır.

 

- Bu nedenle; 5177 sayılı kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 49. maddesinde belirtildiği üzere, 2840 sayılı kanun hükümleri saklı tutulmalı,  mevcut pazar payının arttırılması amacıyla rafine ürün kapasitesinin ve ürün çeşitliliği ile ürün kalitesinin arttırılmasına yönelik yatırımlar yapılmalı, pazarlama stratejilerinin oluşturulması ve etkin dağıtım ağlarının kurulması çalışmaları hızlandırılmalıdır. Bu süreçte; yasayla belirlendiği haliyle bor sahalarının mülkiyeti tartışmalarını geride bırakarak, katma değeri yüksek bor kimyasalları üretimi için çalışmak her kesimin öncelikli görevi olmalıdır.

 

- Bor rezervlerimiz, şüphesiz, ülkemizin en önemli ve kıskançlıkla gözetilmesi gereken doğal kaynaklarından biridir. Sanayi sektörlerinde yapısal dönüşümü ve madencilik sektöründe üretilen hammaddenin katma değeri yüksek nihai ürüne dönüşmesini hedefleyen bilim ve teknoloji politikalarının geliştirilmesi genel olarak madencilik sektörüne olduğu gibi bor madenciliğimize de büyük katkı yapacaktır. Bu çerçevede, bor rezervlerimizin kamu yararına ve ülke ekonomisine azami yararı sağlayacak şekilde işletilmesi bakımından araştırma-geliştirme faaliyetlerinin önemi ve bilim- teknoloji geliştirme ve uygulamaları büyük önem arz etmektedir.

 

Benim oğlum bor okur!

Sempozyumda konuşulanları dinlemek için Ankara'ya gitmeye gerek yoktu. Sonuçta yayınlanan bildirge bunun en açık kanıtı. Bildirge, önceki sempozyumların klişe önerilerini sıraladı... Özetle, "benim oğlum bor okudu, döndü döndü gene okudu".

İşte bir yıl sonra yayınlanan yandaki bildirgenin hemen hemen aynısı olan Bor Kapanı kitabının 195inci sayfasındaki "bildirge" örneği:

"1 - Bor’larımızın kamu eliyle işletilmesi sürdürülmelidir.

2 - Türkiye’nin yapması gereken, uç ürün pazarında % 1 bile olmayan ülke payını süratle arttırmaya çalışmak olacaktır.

3 - Rafine ürün kapasitesi yılda 1,2 milyon tona çıkarılmalı, ürün çeşitliliği ile ürün kalitesinin arttırılmasına yönelik yatırımlar yapılmalıdır.

4 - Ham bor ihracatı yerine rafine bor ve özel bor ürünlerine yatırım yapılarak... Bor ürünlerinin hammadde olarak kullanıldığı sanayi alanlarının gelişmesine yönelik yatırımlar teşvik edilmelidir.

5 - Akılcı pazarlama stratejileri oluşturulmalı ve etkin dağıtım ağları kurulmalıdır.

6 - Türkiye’nin hedefi nihai ürün pazarları olmalıdır. Bu hedefe ulaşmak için bilim ve teknoloji üretimine yönelik Ar-Ge çalışmaları teşvik edilmelidir.

Aslında bildirideki görüşler MMO’nın internet sitesindekilerle aynıydı. Bir bakıma sonuç bildirgesi MMO’nın görüşlerinin kabul edilmesi, onaylanması gibiydi. İki kere ikinin dört ettiğini bilmek nasıl bir matematik problemini çözmeye yetmiyorsa, bu önerileri sıralamak da çözüm oluşturmuyordu. DPT’nin Özel İhtisas Komisyonu ve EtiMaden’in yıllık çalışma raporlarında yer alan, aynı söylemlerden yıllardır hiçbir sonuç alınmadığı göz ardı ediliyordu."

Ama umut verici olan, bu  bor'azanlığı basın da sezmiş olmalı.. Ki, gazetelerde sempozyumdan pek bir haber yoktu.

Editör 9 Kasım 2006

 

 

- Bilim ve teknoloji üretimi, sanayileşmenin dolayısıyla madencilik sektörünün gelişmesinin ön koşuludur. Bugün için, toplam 1,5 milyar dolarlık dünya rafine bor pazarındaki ülke payının artırılması ve buna yönelik çalışma yapılması önemlidir, ancak yeterli değildir. Günümüzde bor minerallerini hammadde olarak kullanan sanayi sektörlerinin yıllık pazar payları çok daha büyük rakamlarla ifade edilmektedir. Türkiye’nin hedefi nihai ürün pazarları olmalıdır. Bu hedef,  araştırma - geliştirme faaliyetlerini, bilim ve teknoloji üretimini gerekli kılmaktadır. Bu çerçevede Türkiye’nin bilimsel alanda yetkinleşmesi, teknoloji geliştirme yeteneğini kazanması bakımından son derece önemlidir.

 

- Bor teknolojileri, pek çok bilim ve teknoloji alanını yakından ilgilendirmekte olup, çok disiplinli yapısı ile söz konusu alanlarla sürekli etkileşim içerisindedir. Bu teknolojilerin geliştirilmesi, çok farklı disiplinlerde, konularında uzmanlaşmış, araştırma - geliştirme yetenekleri yüksek personeli gerektirmektedir. Dolayısıyla, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü, TÜBİTAK, Üniversiteler, Meslek Odaları ve sektördeki sanayi kuruluşları arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi ve ortaklaştırılması, istenilen amaca ulaşılmasına büyük katkı yapacaktır.

 

-  Rafine bor ve özel bor ürünlerine yatırım yapılarak, bor minerallerine dayalı tesislerin ülkemizde kurulması sağlanmalıdır. Bor ürünlerinin hammadde olarak kullanıldığı sanayi alanlarının gelişmesine yönelik yatırımlar teşvik edilmelidir. Bu sayede katma değerdeki artışa paralel olarak istihdam da artacak, dolayısıyla ülkemizin en büyük sorunlarından biri olan işsizliğin çözümüne de yardımcı olunacaktır.

 

Kamuoyuna  saygıyla  duyurulur.

 

TMMOB
MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI
YÖNETİM KURULU
Ankara, 04 Kasım 2006

Tel :  0532 . 2624975  e-mail : borax@boraxtr.com

  borax@boraxtr.com